Bursa'da Kanola Üretimi


KANOLA
TARIMI
1.
KANOLA TARIMININ ÖNEMİ:
Kanola
(Brasicca napus Oleifera
sp.), bitkisel yağ kaynağı olarak yağlı tohumlu bitkiler
olan ayçiçeği, soya, pamuk ve yer fıstığı arasında üretim
açısından üçüncü sırayı almaktadır. Dünya'da yıllık
üretimi 22 milyon ton civarındadır. En çok üreten ülkelerden
Çin 4.5, Hindistan 4.4, Kanada 2.8, Polanya 0.5, Fransa 0.47,
Pakistan, 0.4, Almanya 0.4, İngiltere 0.3 milyon ha ekim alanına
sahiptir. Ülkemize ise Balkanlardan gelen göçmenler ile kolza
adı ile 1960 yıllarında getirilmiş ve
Trakya'da ekim alanı bulmuştur. Ancak kolza ürününün
yağında insan sağlığına zararlı Erusik asit, küspesinde
de hayvan sağlığına zararlı Glukosinolat bulunması
nedeniyle 1979 yılında ekimi yasaklanmıştır.
Kolza'da
erusik asit ve glukosinolat ihtiva etmeyen çeşitler araştırmalar
sonucu geliştirilmiştir. Bu çeşitler ilkönce Kanada'da ıslah
edilmesi nedeniyle kanola adı verilmiştir. Ülkemizde bitkisel
yağ açığını kapatmak amacıyla kanola tarımının yaygınlaşması
için çalışmalar yapılmaktadır.
Ülkemizde
rapiska, rapitsa, kolza isimleriyle de bilinen kanola,
kışlık ve yazlık olmak üzere iki fizyolojik döneme
sahip bir yağ bitkisidir. Kanola danesinde bulunan % 38-50 yağ
ve % 16-24 protein ile önemli bir yağ bitkisidir. Eskidene
kolza olarak isimlendirilen çeşitler % 45-50 oranındaki Erüsik
asit içeriği ıslah çalışmaları ile
% 0 düzeyine düşürülmesi
sonucu bitkinin tekrar bitkisel yağ ihtiyacı için
yeniden üretime alınmasını sağlamıştır (Algan, 1990,
Shahidi, 1990).
Tablo 1’de 1990-95 yılları arasında Dünya ve Türkiye'de
kanola üretimleri verilmiştir.
Tablo1
: Dünyada Önemli Kolza Üreticisi Ülkelerin 1990-95 Yılları
Arasındaki
Üretimleri(1000 ton).
|
Ülkeler
|
1990
|
1991
|
1992
|
1993
|
1994
|
1995
|
|
AB Ülkeleri
|
3 475
|
3 505
|
3 805
|
3
139
|
3 463
|
3
965
|
|
Diğer B.Avrupa Ülkeleri
|
289
|
279
|
281
|
318
|
328
|
348
|
|
Doğu Avrupa Ülkeleri
|
747
|
692
|
623
|
552
|
598
|
671
|
|
Kanada
|
771
|
888
|
1 122
|
1
199
|
1 343
|
1
605
|
|
ABD
|
94
|
31
|
24
|
38
|
293
|
299
|
|
Meksika
|
81
|
156
|
180
|
201
|
318
|
306
|
|
Çin
|
3 376
|
3 964
|
4 381
|
4
443
|
4 229
|
4
163
|
|
Hindistan
|
2 306
|
2 886
|
3 175
|
2
898
|
2 917
|
2
870
|
|
Japonya
|
1 116
|
1 114
|
1 103
|
1
057
|
1 071
|
1
058
|
|
Bangladeş
|
141
|
158
|
174
|
208
|
207
|
252
|
|
TÜRKİYE
|
2
|
1
|
1
|
0.09
|
-
|
-
|
|
Diğer
|
313
|
505
|
580
|
398
|
413
|
479
|
|
TOPLAM....................
|
12
709
|
14
035
|
15
286
|
14
451
|
15
180
|
16
016
|
Tablo
1'de görüleceği gibi Dünya kanola üretimi son yıllarda 12
milyon ton’dan 16 milyon tona yükselmiştir. Ülkemizde
kanola tarımına tekrar son yıllarda Tekirdağ, Edirne, Kırklareli
ve Samsun yörelerinde başlanmıştır, ancak ekilişi henüz
2000 ha gibi çok küçük alanda yapılmaktadır.
Kanola
bitkisinin kışlık çeşitlerinin Ülkemizde uygun iklim koşullarında
buğday ile ekim nöbetine girmesi sonucu ekim nöbeti zenginleşebileceği
gibi yağ açığının
kapatılmasına da önemli katkısı olacaktır. Bu bitkinin
yetişmesi için uygun iklim koşulları Ege, Çukurova,
Akdeniz, Güneydoğu Anadolu’nun pamuk, Marmara bölgesinin
Trakya kesiminde ise ayçiçeği ve buğday ekilen alanlarında
mevcuttur.
Kanada ve Avrupa ülkelerinde ıslah edilmiş erüsik
asitsiz, yağ ve protein oranı yüksek yeni kolza çeşitleri
kanola ismiyle ekilmektedir. Kanola çeşitlerinden elde edilen
bitkisel yağ besin değeri ve içeriği bakımından zeytinyağı
ve yerfıstığı yağının kalitesine yakın olup, dünya
kanola üretiminin önemli bir kısmı insan beslenmesinde
kullanılmaktadır (Atakişi, 1991). Kanola tohumlarında yağ
çıkarıldıktan sonra geriye kalan küspe değerli bir hayvan
yemidir. Küspesinde %38-40 protein bulunduğundan soya küspesi
ile karıştırılıp hayvan yemi olarak kullanılabilmektedir.
Kanola arıları cezbeden sarı çiçeklere bol miktarda sahip
olduğundan arıcılar içinde değerli bir bitkidir. Bir
hektardan kanolanın çiçek döneminde bal arıları 15 günde
100 kg bal ve yaklaşık 1 kg bal mumu yapabilir.
Bunun
yanında kolza olarak isimlendirdiğimiz erusik asit oranı yüksek
olan çeşitlerden elde edilen yağlar sanayide, elektrik
trafolarında, bioyakıt (biodizel) olarak Fransa ve Almanya
gibi Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır.
Kanola
tohumlarından soğuk presleme ile elde edilen ham yağ metanol
ile katalizör eşliğinde normal basınç ve ısıda estere dönüştürülür
ve Dın 51606 kalitesindedir. 1 kg tohumdan 450 gr yağ çıkmaktadır
ve metanol ile reaksiyondan sonra 450 gr biodizel yakıt
elde edilebilmektedir.
Tablo-2
'den de Ülkemizde yetiştirilen tüm yağ bitkilerinin ekim
alanları, üretimleri ve verimleri görülmektedir.
Tablo 2:
2001 yılı Türkiye yağ bitkileri ekim alanı, üretim, verim
ve tohumluk miktarları.
ÜRÜNLER
|
EKİM
ALANI
(HA)
|
VERİM
(KG/HA)
|
ÜRETİM
(MT)
|
TOHUMLUK
(MT)
|
Toplam Yağ Bitkileri
|
2,042,930
|
446.5
|
912,114
|
25,403
|
|
Soya
Fasulyesi
|
16,300
|
2454.0
|
40,000
|
1,630
|
|
Yer
Fıstığı
|
34,800
|
2356.3
|
82,000
|
3,480
|
|
Zeytin
|
567,000
|
2292.8
|
1,300,000
|
|
|
Ayçiçeği
|
640,000
|
1406.2
|
900,000
|
19,200
|
|
Kolza
|
200
|
2500.0
|
500
|
5
|
|
Aspir
|
81
|
913.6
|
74
|
1
|
|
Susam
Tohumu
|
70,000
|
392.9
|
27,500
|
1,050
|
|
Haşhaş
Tohumu
|
11,942
|
447.6
|
5,346
|
|
Pamuk Çiğidi
|
700,000
|
2820.0
|
1,974,000
|
|
|
Yağ
keteni
|
355
|
642.3
|
228
|
18
|
|
Kendir
|
2,450
|
163.3
|
400
|
24
|
Kaynak:
FAO verileri (www.fao.org).
Trakya
bölgesinde 54
civarında kapasitesi 2 milyon tonun üzerinde ayçiçeği ürününü
işleyen yağ fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikaların ürün
işleme kapasitesi Türkiye'nin bitkisel yağ ihtiyacının
tamamından fazlasını işleyebilecek düzeydedir. Türkiye ayçiçeği
üretimi 850-950.000 bin ton arasında yetersiz bir düzeyde
olduğundan bu yağ fabrikaları hammadde yetersizliğinden
kapasitelerinin ancak % 30-40’ını kullanmaktadırlar (İnan
ve Gaytancıoğlu, 1996). Oysa ayçiçeğinin olmadığı dönemde
olan Temmuz ayından itibaren fabrikalar kanola ürünü işleyerek
kapasitelerini değerlendirme şansına sahip olabilirler.
2.
İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ:
Kanola bitkisi kışlık ve yazlık olarak yetiştirilebilmektedir.
Ülkemizde genellikle kışlık kanola tarımı yapılmaktadır.
Kışlık kanola kışa kar altında -15 oC'ye kadar
dayanıklıdır. Ancak kışa girerken kuvvetli bir kök oluşturması
ve rozetleşmesini tamamlamış olması gerekmektedir. Bunun içinde
Ekim ayı başında tavlı toprağa ekilmeli ve çıkışı sağlanmalıdır.
Eğer kuraklık nedeniyle kuruya ekilmişse bir çıkış suyu
verilmesi zamanında bitki çıkışını ve kış gelmeden
bitkinin yeterince kuvvetlenmesini sağlar. Kışa zayıf giren
kanola bitkileri soğuktan sıfırın altındaki sıcaklıklarda
zarar görmektedir. Kışlık kanolanın sıcaklık isteği
toplamı 2300-2500 oC'dir. Yazlık kanola daha çok
ılıman iklim bölgeleri olan Ege ve Akdeniz'de yetiştirilmektedir.
Kanola bitkisi kumlu ve hafif topraklar dışında hemen
hemen her toprakta yetişmektedir. Toprak
yüzeyinin tesviyesi iyi olmalıdır, su tutan, göllenen tarım
alanlarında çok zarar görmektedir. En iyi yetiştiği
toprak humuslu derin yapılı nötr veya hafif alkali ve hafif
asit topraklardır. Ph:6.5-7.5 arası en uygun topraklardır.
3.
TOPRAK HAZIRLIĞI:
Kanola tohumu çok küçük ve çimlendikten sonra toprak
yüzeyine çıkış gücü düşük olduğundan tohum yatağının
iyi hazırlanması gerekmektedir. Hububat hasadından sonra
kanola ekilecekse, gölge tavında veya düşen yağışlardan
sonra pulluk ile sürüm yapılarak anız toprağın altına gömülür.
Daha sonra goble disk ve tırmık çekerek ince bir tohum yatağı
hazırlanır. Kanola ayçiçeği, mısır veya pamuk yerine
ekilecekse hasatta kalan saplar tırmıkla tarla dışına çıkarılır.
Daha sonra eğer tarla otlu veya çiğnenmiş ise sürülerek,
otsuz ise kazayağı veya goble disk ve tırmık ile tohum yatağı
keseksiz olarak hazırlanır. Gerekirse ekimden önce ve sonra
toprağın yüzeyinin düzgün olması ve bastırılması için
merdane çekilmelidir.
4.
EKİM ZAMANI:
Ekim zamanı toprak ısısı ile yakından ilgilidir. Çimlenmenin
iyi olabilmesi için toprak ısısı en az 10-12 oC olmalıdır.
Bundan daha yüksek sıcaklıkta tohumların çimlenme ve çıkışı
daha hızlı olur. Kanola ekim zamanı Trakya-Marmara, Ege, Güneydoğu
Anadolu, Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde 15 Eylül-15
Ekim tarihleri arasında yapılmalıdır. Eylül ve Ekim ayı içerisinde
düşecek yağışlar toprağa ekilen kanola tohumlarının çıkmasına
yardımcı olacaktır. Bu şekilde iyi çıkış yapan kanola
bitkileri kışa 6-8 yaprak arasında (rozet devresi) girer ve
kuvvetli bir kök sistemi geliştirerek soğuktan zarar görmez.
Eğer kanola ekimleri Kasım ayına sarkarsa çıkış yavaş ve
fidelerde çok zayıf olduğundan soğukların başlaması ile sıcaklık
- 2 oC ve altına düştüğünde genç fideler zarar görmektedir.
Bu nedenle kanola ekiminde geç kalınmamalıdır.
5.
TOHUMLUK:
Ekolojik kanola tarımında tohumluğun önemi büyüktür.
Sofralık bitkisel yağ üretiminde içeriğinde erusik asit ve
küspesinde glukozonalat içermeyen kanola tohumluğu kullanılmalıdır.
Çiftçiler kendi hasat ettikleri üründen kesinlikle tohumluk
olarak ayırmamalıdır. Çünkü kanola bitkisi %50'lere varan
ölçüde yabani hardal türleri ile melezlendiğinden ikinci yıl
hasat edilen ürün tohumluk olarak ekildiğinde hasat edilen ürünün
yağında erusik asit ve küspesinde glukozanalat oranı
artacaktır. Her yıl kontrollü olarak üretilen sertifikalı
tohumlukların üreticiler tarafından alınması gerekmektedir.
Alınacak tohumluğun ekileceği bölgede denenmiş ve kış soğuklarına
dayanıklı olması gerekmektedir. Ekilen kanola çeşidinin yağ
oranı da %40'ın üzerinde olmalıdır.
a) Her yıl kanola üreticileri mutlaka sertifikalı yeni
tohumluk ekmelidirler.
b) Ekilecek tohumlukların temiz, çimlenme oranı ve çıkış
gücü yüksek olmalıdır.
c) Verim düşüklüğüne neden olmamak için, hastalık
ve zararlılara dayanıklı kanola tohumluğu tercih
edilmelidir.
d) Ekilecek tohumluklar tohumla geçen hastalılara karşı
ilaçlanmalıdır.
6.
EKİM ŞEKLİ:
Kanola ekimi yonca ekim makinesi gibi küçük tohumları
ekebilen mekanik (şanzımanlı) ya da pnomatik mibzerlerle yapılabilir.
Üreticiler gelişmiş hassas ekim makinelerini kullanarak, sıra
arası, sıra üzeri ve ekim derinliğini kolaylıkla
ayarlayabilirler. Bu tip gelişmiş ekim makineleri ile ekimde
bir dekara kullanılan tohum miktarından önemli tasarruf sağlanmakta,
bir dekara 400 gram yeterli olmaktadır ve düzgün bir çıkış
elde edilmektedir.
Kanola ekiminde sıra arası mesafe 17-30 cm ve sıra üzerindeki
bitkiler arasındaki mesafe ise toprak verimliliği ve yağış
durumuna bağlı olarak 4-6 cm arasında olabilir. Ekim derinli
1.5 cm civarında olmalıdır. Aşırı sık ve derin ekimden kaçınılmalıdır.
Derin ekimde çıkışlar mütecanis olmaz, geç kalır ve kışa
iyice gelişmeden gireceğinden zarar görür. Sık ekim içinde
aynı zayıf gelişme söz konusudur. Zayıf kök yapısına
sahip kanola bitkileri kış soğuklarından önemli ölçüde
zarar görmektedir (Şekil:
1).
Bazı gevşek yapıdaki topraklarda ekimden sonra merdane
geçirilirse çıkış iyi olmaktadır.
|

Şekil
1:
Kanola Gelişme devreleri.
|
7.
BAKIM:
Normal
zamanında yapılan ekimlerde kanola gür geliştiği için içerisinde
yabancı ot barındırmaz (Resim:
1). Tarlada yabancı ot olarak hardal varsa kanola ekilmez.
Çünkü ikisi de aynı familyadan olduğundan mücadelesi
zordur ve daha sonra hasat edilecek kanola ürününe karışarak
kaliteyi bozar. Ayrıca kanola bitkileri Nisan ayına kadar olan
gelişme döneminde toprakta taban suyu yüksekliğine ve su
tutmasına karşı çok hassas olduğundan yağışlı dönemlerde
tarlada göllenme olursa hemen su tahliye edilmelidir.
|

Resim
1: Kanola bitkisinin vejetasyon başlangıcı.
|
8.
GÜBRELEME:
Kanola
tarımında doğru bir gübreleme yapılması için üreticilerin
topraklarını analiz yaptırması şarttır. Kanola tarımında
yeterli ve dengeli bir gübreleme için kuru ve sulu şartlarda
uygulanabilecek gübre form ve dozlarının çeşitli seçenekleri
aşağıda çizelge 3’ de belirtilmiştir. Fosforlu gübrelerin
ekimden önce toprağa verilmesi, bitkiler tarafından
ileri ki gelişme dönemlerinde kolay ve yeterli alınmasını
sağlar. Azotlu gübrelerin kanola üretiminde ideal uygulanması
üçe bölünerek yapılır. Birinci uygulamada üçte biri
ekimden önce veya ekimle birlikte Amonyum sülfat (%21)
formunda veya 18-46-0 ile 20-20-0 kompoze gübrelerinden birini
kullanarak dekara 25 kg, ikinci uygulamada diğer üçte biri
Mart ayı başında üre formunda 10 kg/da , son üçte birlik kısımda
Mart ayı sonu veya Nisan ayı başında Amonyum nitrat (%26)
formunda olmak üzere 15 kg/da hesabıyla tarlaya verilmesi
uygundur. Kanola, yetişme döneminde kükürt besin maddesine
diğer bitkilere göre daha fazla ihtiyaç duyduğundan toprakta
kükürt noksanlığı varsa, sülfat veya kükürtlü gübrelerin
kullanılmasında fayda vardır.
Çizelge
3. Kanola tarımında
toprağa uygulanabilecek gübre form ve dozlarından bazı seçenekler.
Uygulama
Gübre
Formu
Zamanı
Uygulanabilecek Miktarlar (kg/da)
1.
Uygulamada Amonyum sülfat
Ekimde
20 - 25
veya
18-46-0 gübreleri
Ekimde
20 - 25
2.
Uygulamada Üre
Şubat sonu
8 - 10
Mart başı
3.
Uygulamada Amonyum nitrat
Mart sonu
14 - 15
Nisan başı
8.1.
Kanola Tarımında Kullanabileceğimiz Gübre Çeşitleri:
8.2.
Azotlu Gübreler:
Azotlu gübreler, Amonyum sülfat (%21 N), Üre (%46 N)
ve Amonyum Nitrat (%26 N)’
tır. Bu gübrelerin tümü bitkinin ihtiyacı olan azotu
sağlamalarına karşın özellikleri gereği toprak asitliğini
nötrleştirmek için tuzlu veya alkali topraklarda Amonyum sülfat
ekim öncesi veya ekimde tercih edilmeli, diğer nötr veya asit
toprak karakterlerinde üre kullanılabilir. Amonyum nitrat gübresini,
İlkbaharda, bitkinin hızlı geliştiği dönemde kullanmak
uygundur. Azotlu gübreler topraktan değişik yollarla kayba uğradığından
her yıl mutlaka toprağa verilmesi gerekir.
Kanola tarımında, dekardan en yüksek dane verimi
alabilmek için yapılan araştırmalar sonucunda saf madde
olarak 12-14 kg/da arası azot yeterli olmaktadır. Yapılan araştırmalarda
elde edilen sonuçların ekonomik analizi yapılarak gübreye
verilen para ve tarladan alınan ürünün geliri olarak değerlendirilmektedir.
8.3.
Fosforlu Gübreler:
Sadece fosfor içermesi yönünden en çok bilinen Triple
Süperfosfat (%43 - %46 P2O5)’ tır. Eğer toprak analizi
sonucu bu gübreye ihtiyaç duyulursa tamamı ekim öncesi toprağa
verilip karıştırılmalıdır. Her yıl fosforlu gübrelerle
toprağa verdiğimiz fosfor besin maddesinin
topraktan yağışlarla yıkanarak kaybı söz konusu değildir.
Bu nedenle toprak analizi yaptırmadan her yıl gereksiz yere
fosforlu gübre kullanmaktan ve gereksiz masraftan kaçınılmalıdır.
8.4.
Potasyumlu Gübreler:
Türkiye toprakları genelde potasyum açısından
zenginse de toprak analizleri sonucunda kumsal topraklarda
potasyum besin maddesinin az olduğu görülmektedir. Toprak
analizleri sonucu tavsiye edilen potasyum gübresi çoğunlukla
potasyum sülfat (%50 K2O) formunda ekim öncesi toprak
altına yapılacak bir gübreleme ile
karşılanır.
8.5.
Kompoze Gübreler:
Kompoze gübreler azot, fosfor ve potasyumun belli
oranlarda karıştırılmasından yapılmıştır. Trakya çiftçisi
en çok 20:20:0,
18:46:0, 26:13:0 ve 15:15:15 kompoze gübrelerini kullanmaktadır.
Burada birinci rakam azot, ikinci rakam fosfor, üçüncü rakam
ise potasyum miktarını göstermektedir. Özellikle kanola tarımında
toprağımızın fosfora ihtiyacı varsa 18-46:0 gübresi ekim
öncesi veya ekimle birlikte dekara 25 kg hesabıyla kullanılabilir.
Burada şunu belirtmekte yarar var, her yıl kompoze gübrelerin
bazı çiftçiler tarafından sürekli kullanılması sonucu
tarla topraklarında fosfor fazlalığı söz konusudur. Bu
nedenle Toprak analizi sonucunda fosfora ihtiyaç yoksa kompoze
gübreler yerine diğer azotlu gübrelerden uygun olanının
kullanılması daha ekonomik ve verimli olur.
8.6.
Yaprak Gübreleri:
Yaprak gübreleri, son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya
başlanmıştır. Yaprak gübreleri içerisinde bir veya birden
fazla besin maddesi elementi bulunmaktadır. Eğer tarla toprağında
taban suyu, su kusması nedeniyle yüksek ve iklimde serin ise
soğuk toprak şartlarına bağlı olarak azot, fosfor, çinko
gibi herhangi bir besin maddesinin noksanlığı görülebilir.
Söz konusu bu besin maddelerinin kanola kökleri ile alımı
stres şartlarında zor olacağından, doğal olarak oluşacak
bitki besin maddeleri noksanlığı nedeniyle gelişme geriliği,
yaprak renklerinde morarma, kahverengileşme ve sararmalar
(klorozis) görülebilir. Özellikle bu sorunlar Trakya’da
serin geçen Mart ayında ortaya çıkabilmektedir. Eğer kök
hastalığı değilse bu sorun, büyük ihtimalle mikro besin
maddesi noksanlığıdır. İşte bu şekilde besin maddesi
noksanlığından emin olunan kanola tarlalarına, serbest
piyasadan Bakanlık kullanım iznine sahip ihtiyaç duyulan
besin maddesi noksanlığını karşılayacak yaprak gübreleri
temin edilerek, kullanma talimatına göre doğru oranda su ile
karıştırılarak uygun bir pülvarizatörle verilmelidir.
Yaprak
gübrelerini tek başına, kanola tarımında ekim öncesi veya
ilkbaharda kullanılan mineral gübrelere alternatif olarak
kullanılması dekardan istenen verim artışını sağlamaz.
Unutulmamalıdır ki bitkinin esas besin maddesi, su alma
ve toprakta dik durmasını sağlayan
kökleridir. Dolayısıyla bitki doğal olarak topraktan
normal bir şekilde besin maddelerini alabilir. Ancak toprakta
bitki besin maddesi yoksa, iklim ve toprak şartları nedeniyle
bitki besin maddesi
alınamıyorsa fotosentez organı olan yapraktan bitkiye zorunlu
olarak yaprak gübreleri kanalıyla noksan olan besin maddesi
verilebilir. Bu şekilde bilinçli gübreleme çiftçilere önemli
oranda ekonomik kazançlar sağlayabilir.
9.
EKİM NÖBETİ (MÜNAVEBE):
Tarım
topraklarının üretim gücünün ve sağlığının korunması,
ilaçlara bağımlılığın azaltılması
ve üretilen ayçiçeği bitkisinin sağlığı için
ekim nöbeti uygulanmalıdır. Tarım yapılan alanlarda aynı
bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine
ve o bitkinin hastalıklarının artmasına neden olmaktadır.
Bu nedenle kanola tarımından yüksek verim alabilmek için
mutlaka ekim nöbeti planlaması yapılmalıdır.
Kanola tarımında
ekim nöbeti planlamasında dikkat edilecek esaslar:
-
Yüzeysel köklü bitkilerle ekim nöbetine girmesi
(hububat, pırasa, marul, soğan),
-
Az su tüketen hububat gibi bitkilerle ekim nöbetine
girmesi,
-
Toprağı temizleyen bezelye, soya, fasulye ile ekim nöbetine
girmesi,
-
Monokültür üretimden kaçınılması,
-
Münavebe planında yer alan bitkiler toprağın
verimlilik özelliklerini dengelemeli,
Kanolanın
gireceği bazı münavebe modelleri şu şekilde olabilir:
1. Model: Soya Fasulyesi + Kanola + Buğday + Mısır
2. Model: Buğday + Kanola + Baklagil + Ayçiçeği
3. Model: Pamuk + Kanola + Şeker pancarı + Kavun-karpuz
4. Model Ayçiçeği
+ Kanola + Buğday
10.
KANOLA TARIMINDA YABANCI OT MÜCADELESİ:
Yabancı ot mücadelesi kanolanın ilk yetişme
devresinin ilk ayında çok önem taşır ve yapılması % 20-30
oranında daha fazla verim alınmasını sağlayabilir. Hızlı
gelişme yeteneğine sahip yabancı otlar özellikle ilk gelişme
devresinde faydalı tarla alanını kaplayarak kanola bitkisinin
gelişmesini engelleyerek ve bitki besin maddelerine ortak
olarak önemli oranda zarar yaparlar. Kanola bitkisi 30-40 cm
boyunda olduğunda gür gelişip, gölge yaparak diğer yabancı
otların gelişmesi büyük ölçüde engellemektedir.
Yabancı ot mücadelesi kültürel tedbirlerle, mekanik
yollarla ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır.
10.1.
Kültürel Yabancı Ot Mücadelesi:
- Ekimde
yabancı ot tohumu bulundurmayan temiz tohumluk kullanılmalıdır.
- Mümkün
olduğunca ekim nöbeti yapılmalıdır.
- Rizomlarla
vegetatif olarak büyüyüp gelişen ayrık gibi otların toprak
işlemesi
sırasında
kullanılan aletlerle bir tarladan başka bir tarlaya taşınması
engellenmelidir.
- Tarla sınırlarındaki yabancı otlar ile de mücadele
edilmelidir.
10.2.
Kimyasal Yolla Yabancı Ot Mücadelesi:
- Kanola tarımında en ekonomik yabancı ot mücadelesi
yabancı ot ilaçları ile
yapılır. Kimyasal yabancı ot ilaçları kullanımında
aşırı ilaç kullanımından kaçınıp, çevre dostu doğru
ilacı, doğru zamanda, gereken dozda ve ayarlı uygun basınçta
ilaçlama başlıklarına sahip pülvarizatörle yeterli suyla
(30-40 litre/da), rüzgarsız, güneşin etkili olmadığı
sabah ve akşam saatlerinde yapılmasına dikkat edilmelidir.
-
Kimyasal mücadelede tarlada görülen yabancı ot türlerine göre
seçilen ilaçlar kullanım
özelliklerine göre
ekim öncesi, ekim sonrası veya çıkış sonrası
uygulanabilir.
- Kanola tarımında ekim öncesi trifluralin etkili
maddeli yabancı ot ilaçları 150 cc/da ölçüsünde pülvarizatörle
toprağa uygulanıp goble disk veya diskaro ile 10-12 cm derinliğe
iyice karıştırılsa etkili bir yabancı ot kontrolü sağlamaktadır.
- Ekim sonrası çıkış öncesi kullanılan yabancı ot
ilaçları tarla yüzeyine atılır ve toprağa karıştırılmaz.
- Çıkış sonrası kullanılan ilaçlarının, yabancı
otların 2-4 yaprak olduğu küçük dönemde kullanılması çok
etkili olmaktadır. Uygulamada geç kalınırsa kanola
bitkilerine zarar verebileceği gibi yabancı otlar da iyi
kontrol edilemez.
11.
KANOLA HASTALIK VE ZARARLILARI:
Kanolanın
önemli zararlıları toprak pireleri, tarla salyongozu, kanola
sap hortumlu böceği, lahana böceği ve yaprak bitidir. Özellikle
Trakya'da bazı lokasyonlarda lahana böceği zararı fazladır
(Resim: 2).
|

Resim
2: Kanola bitkisinde zararlı lahana böceği.
|
Lahana
böceği yaprakların öz suyunu emerek beyazlama yapmakta ve önemli
verim kayıplarına neden olmaktadır.
Kanolanın
önemli hastalıkları ise mildiyö, kolza kök uru, kurşuni küftür.
Trakya'da hastalıklar pek yaygın değildir.
12.
KANOLADA TOHUM BAĞLAMA:
Kanola çiçeklenme döneminde tozlanma (döllenme) için
çeşidin kendine tozlanmasının az veya çok olmasına
bağlı olarak bal arılarına ihtiyaç duyar. Bu nedenle
çiçeklenme dönemindeki süre de kanola üretim tarlaları yakınında
arı kovanı bulunması harnuplarda (kapsüllerde) döllenme,
dane tutmayı artırır. Çiçeklenme ve döllenme bitkide
alttan yukarı doğru olmaktadır. Nisan sonu Mayıs ayı başında
kanolanın çiçeklenmesi arılara bol miktarda çiçek tozu sağlamaktadır
(Resim 3:).
|

Resim
3: Kanola tarlasında bitkiler çiçek devresinde.
|
13.
HASAT VE DEPOLAMA:
Kanola, havaların sıcak veya yağışlı gitmesine ve
çeşitin erkenciliğine bağlı
olarak çiçeklenmeden 40 ile 50 gün sonra hasat olumuna gelir.
Trakya'da 10 Haziran, Akdenizde 10 Mayıstan itibaren Kanola
hasadı yapılabilmektedir. Kanola hasat olumuna geldiğinde
bitkilerin sap, yaprak ve kapsülleri tamamen kuruyup sararır,
sarı bir renk oluşur. Tohum kahverengine dönüşmüşse hasat
zamanı gelmiş demektir. Tohumdaki hasat rutubeti %10-12 düzeyinde
olabilir.
|

Resim
4: Kanola bitkileri
hasat öncesi dönemde ve tarla günü.
|
Kanola
bitkisinde olgunlaşma aşağıdan yukarı doğrudur. Hasatta
bitkilerin tam olgunlaşması beklenirse alt kapsüllerde çatlama
ve dökülmeler görülür. Erken hasatta ise üst kapsüller
tam olgunlaşmadığından hasat kaybı olur. Kanola daneleri çok
küçük olduğundan hasada başlamadan önce biçerdöverin
ayarları çok iyi yapılmalıdır. Hasatta kayıpları azaltmak
için uygun
silindir hızı (250-350 devir/dakika), batör-kontrobatör açıklığı,
vantilatör, elek
ayarları yapılmalıdır. Hasatta biçer döverin ön tablası
ayarlı olmalı ve uygun yükseklikten zamanında hasat yapılmalıdır.
Fazla yüksekten hasat yarı yatık bitkilerin biçerdöverin ön
tablasına alınmasını önleyerek verim kaybına neden
olabilir. Dekardan alınan verim ekilen çeşidin verim gücüne
ve toprak verimliliği ile iklim koşullarına bağlı olarak
200-350 kg/da arasıdır (Resim:
4).
Emniyetli
bir depolama için danelerin rutubeti % 9'u
geçmemelidir ve ürün içersinde yaş ot tohumları ve
bitki parçaları olmamalıdır. Kanola, kuru ambarlarda
depolanmalıdır, aksi halde çok çabuk kızışma olur ve küflenir.
14.
SONUÇ:
Sonuç
olarak kanola tarımında çiftçilerimiz birim alandan yeterli
kazanç elde etmeleri aşağıda
belirtilen yetiştirme tekniği esaslarını tam olarak
uygulamalarına bağlıdır.
·
İyi,
mütecanis, keseksiz bir tohum yatağı hazırlığı,
·
Her
yıl sertifikalı yeni tohumluk kullanılması,
·
Zamanında,
uygun ekim makinesi ile ekim,
·
Ekimden
sonra merdane çekilmesi,
·
Yabancı
ot için zamanında bilinçli bir mücadele,
·
Tohum
dökümüne fırsat vermeden zamanında hasat,
·
Depolamada
tane rutubetin % 9’ın altında olması gerekir.
Kanola
tarımı konusunda daha geniş teknik bilgi almak isteyenler en
yakın Tarım ve Köyişleri
Bakanlığına bağlı Araştırma Enstitüleri ile Tarım
İl ve İlçe Müdürlüklerine başvurdukları takdirde
kendilerine yardımcı olunacaktır. ÜRÜNÜNÜZ BOL VE
BEREKETLİ OLSUN.
YARARLANILAN
KAYNAKLAR:
Algan,
N., 1991. “Çukurova Bölgesinde Kışlık 2.Ürün Olarak
Yetiştirilebilecek Bazı Yemlik
Kolza
(B.nappus ssp.rapifiera) Çeşitlerinin Verim ve Diğer Bazı Özellikleri
Üzerine
Araştırmalar”.
1.Çukurova Tarım Kongresi 9-11 Ocak 1991, Adana.
Algan,
N:, 1990. “Kanola Tarımında Çeşit Sorunu ve Agroteknik Yöntemler”,
TOKB Ege
Tarımsal
Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Menemen, İzmir.
Arnaud,
F., 1989. “L’evoution des surfaces et des varietes de colza
en France” Colza d’hiver
1989/90,
France.
Atakişi,
İ.K, 1991. “Yağ Bitkileri Yetiştirme ve Islahı”, T.Ü
Tekirdağ Ziraat Fakültesi Yayın
No:
148, Ders Kitabı No : 10, Tekirdağ.
DİE,
Çeşitli Yıllar, “Tarımsal Yapı ve Üretim” Ankara.
İnan,
İ.H., Gaytancıoğlu, O., 1996. “Türkiye’de Ayçiçeği
Tarımı ve Bitkisel Yağ Sanayiinin
Ekonomik
Yapısı”T.Ü Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi Cilt 4,
Tekirdağ
Süzer,
S. 2001. Kanola Tarımı. Marmara'da TARIM. Yayın No:
77-78:38-43.
Süzer,
S. 2001. Destek Kapsamına Alınan Kanola Tarımı. CİNETARIM,Yıl:5,
Sayı:38:38-9.
Öğütçü,
Z. Ve Ö. Kolsarıcı, 1979. Kolzanın Yetiştirme Tekniği ve
Islahı.
Kroeze,
H.F, 1987. “Dünyadaki Bitkisel Yağ Üretimi”, Tebliğler
ve Panel, İ.K.V Yayınları,
İstanbul
Matbaası, s.21-28, İstanbul.
Oil
Word, 1995. “The 95/96 Outlook for Rapeseed” Oıl Word
Annual 1995, s.36-37,
Almanya.
Sezgin.
S. ve N. Yıldız., 1992. Yağ Bitkisi Olarak Kanolanın Önemi
ve Çukurova Tarım
İşletmesi
Müdürlüğünde Kanola Tarımı. TİGEM. Yıl:7, Sayı:37:13-19.
Shahidi,
F., 1990. Rapeseed and Canola :Global Production and Distibution
Chapter 1, Grain
Research
Laboratory Quality of Canadian and Flaxseed Cargoes.1989-1990
Crop
Yearcargo
Bulletin, No.260, Canada.
Not: Bu sayfa
Dr. Sami SÜZER'in
Kanola
hakkındaki bilgilerini
içerir.
Dr.
Sami SÜZER
Ziraat
Yüksek Mühendisi
Yetiştirme
Tekniği Bölüm Başkanı
Trakya
Tarımsal Araştırma Enstitüsü, EDİRNE
Suzersami@yahoo.com
Ana
Sayfaya Dön
|