|
Y U M U R T A H İ J
Y E N İ
Yumurta kanatlılardan elde edilen önemli bir besin
maddesidir. Besinlerle ilgili yasal belirlemelerde “yumurta” deyimi altında
tavuk yumurtası anlaşılır. Ördek, kaz, hindi ve bıldırcın gibi kanatlıların
yumurtaları insan beslenmesinde pek önemli rol oynamazlar. Yumurta insan
organizmasının ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin hemen hepsini içermesi
açısından biyolojik olarak yüksek değerli bir besin maddesidir. Tek olarak
tüketildiği gibi pek çok ürünün işlenmesi sırasında emülgatör, nem tutucu,
kabartıcı, renklendirici, aroma verici ve kalınlaştırıcı olma özellikleri
nedeniyle katkı maddesi olarak da kullanılmaktadır.
Bitkisel ürünlerin
hayvansal proteine çevrildiği en kârlı gıda maddesi sütten sonra
yumurtadır. Ayrıca doğal ambalajı ile bayatlaması dışında hiçbir şekilde
hille yapılamaması da yumurtaya diğer gıda maddelerine nazaran ayrı bir önem
kazandırmaktadır.
Tavuklar genellikle 20 haftalık olduğu zaman
yumurtlamaya başlar; 12-14 aya kadar üst düzeyde, 15 yaşına kadar da azalan
oranlarda yumurtlamaya devam ederler. Yumurta tavukların 70-75 cm
uzunluğunda olan dölerme organlarındaki bir dizi aşamalardan sonra 24-25
saate oluşur. Yumurtanın oluşumu , yumurta sarısının ovaryumda gelişmesiyle
başlar. Bu kısım tavuklarda faal olan yalnız sol ovaryumdaki foliküller
içinde gelişmesini tamamlamış ve sayıları 3500-400 arasında değişen
beyazımsı, 1. 0-1. 5 mm büyüklükte ovaryumlarda kaynaklanır.Yumurtlama
zamanı gelen tavuklarda önce 5-6 folikül içinde bulunan ovumlar hızlı bir
gelişme gösterir. Yumurta sarısın oluşturacak olan ovumun ağırlığı günde
yaklaşık 2 g artarak 8-10 günde 15-20 g’a ulaşır. Ovumun gelişmesi sırasında oluşan kısımlar ayrı ayrı tabakalar halinde
birbiri üzerine yığılarak asıl yumurta sarısını meydana getirir. Foliküller
olgun hale gelince zarları patlar serbest hale gelen foliküller
infindibulum’a düşer ve buradan kıvrıntılı yumurta kanalına geçer. Döllenme
burada olur Gelişmiş yumurta sarısı yumurtalığın damarsız bir tarafında
üzerindeki bir zarla birlikte 15-20 dakikada döllenmenin olduğu yumurta
kanalının (ovidukt) başlangıç kısmına (ostium) daha sonra da yumurta akının
kısmen oluştuğu 25 cm uzunluğundaki magnum kısmına gelir. Burada yumurta
sarısının etrafını saran ak kısım, sertleşerek yumurta sarısını dağılmaktan
korur. Magnumda uzun eksen etrafında dönerek ilerleyen yumurta sarısı, bu
sırada yumurta kanalının üst bölümündeki bezlerin salgıladığı yumurta akıyla
sarılır . Burada yumurta sarısını tutan şalaza denilen bağlar oluşur.
Magnumun ardından akla sarılı yumurta sarısı kanalın yaklaşık 10 cm
uzunluğundaki “istmus” denilen oldukça sert bir kısma gelir. İstmus denilen
bölümde yumurtanın kabuk zarı ve uterusta bezlerin salgıladığı kireçli sıvı
ile kabuk oluşur. Burada yumurtanın iç ve dış zarları oluşur. İstmusta
yaklaşık bir saat kalan zarla çevrili yumurta , yaklaşık 10 cm uzunluğundaki uterus a gelir. Burada yumurtanın geri kalan kısmı 5 saat içinde oluşur.
Uterusta geriye kalan 15-16 saat içinde de yumurtanın dört tabakalı olan
kabuk kısmı yapılır. Kabuklu yumurtadan 6 cm uzunluğundaki vajinaya geçer.
Burada yumurta cilası denilen kutiküla ile örtülür. Böylece gelişimini
tamamlamış olan yumurta kuluakadan dışarı ulaştırılır.
Yumurta oluşumu
|
Ovidukt Kısımları |
Kalınan Zaman |
Fonksiyon |
|
Infundibulum |
15 Dakika |
Yumurta sarısı düşer, döllenir |
|
Magnum |
3 Saat |
40-50% oranında yumurta akı ile
çevrilir. |
|
Isthmus |
1. 25 Saat |
10% membranlar oluşur, yumurta
şekillenir. |
|
Uterus |
20 Saat |
Yumurta akının 40% ‘ı ve kabuk oluşur |
|
Vagina / Cloaca |
- |
Yumurtlama |
Oval şekilde olan tavuk yumurtalarının ağırlığı yaşa
ve ırka bağlı olarak 50-60 g arasındadır. Renkleri beyazdan sarıya kadar
değişir. Asya ırkları ve melezlerinde kahverengimsidir. Parlak renkli olan
porlar belirgindir.
Küt uçlu, bazen uzunca ve oval şekildedir. Ağırlığı
60-70 g arasında değişir. Boyu 57. 7-65 mm. Arasında değişir. Ördek
yumurtalarının rengi yeşilimsi , kahverengi veya sarımsı beyaz olur. Ördek
yumurtalarının kabukları parlaktır. Parmaklar arasında tutulduğunda yağlı
duygusu verir. Porları çok ince olduğundan kolay tanınamaz. Kabuğu ince ve
şeffaf yapıdadır. Ördek yumurtasının sarı kısmı oldukça büyüktür.
Beyaz renkte büyük yumurtalardır.
Şekilleri oval olan hindi yumurtalarının ağırlığı
60-75 g arasındadır. Yumurtanın genişliği 4-5 cm. kadardır. Renkleri
kırmızımsı-sarıdır. Kabuğu üzerinde lekeler bulunur. Kabuk mat
görünümlüdür.
Şekilleri renkleri ve büyüklükleri değişiklik
gösterir. Genellikle yeşilimsi mavi veya zeytin yeşili renkte olurlar.
Kabuğunun üstünde bol miktarda gri siyah lekeler mevcuttur. Ortalama
ağırlığı 40 g . kadardır.
|
Çeşitli Kanatlı yumurtalarının ayrımı |
|
TÜR |
Ağırlık (g ) |
Kabuk |
Şekil |
|
Tavuk |
50-60 |
Beyaz,sarı-kahverengi, |
Oval |
|
Ördek |
65-75 |
Yeşilimtırak, kaygan, beyaz,
sarımtırak,
düz, parlak ve gözenekler çok ince |
Uzunca |
|
Kaz |
70-110 |
Beyaz, mat |
Uçları küt |
|
Hindi |
70-90 |
Beyaz, sarı,bazen çilli, çok parlak
değil |
Kısmi oval |
Tabloda çeşitli türlere ait yumurtaların kimyasal
kompozisyonları gösterilmiştir.
|
Çeşitli türlere ait kabuklu yumurtaların ortalama kimyasal bileşimi
(g /100 g ) |
|
|
Hindi |
Tavuk |
Kaz |
Ördek |
Bıldırcın |
|
Yumurta ağırlığı (g) |
79 |
50 |
144 |
70 |
9 |
|
Su
(g ) |
72. 50 |
74. 57 |
70. 43 |
70. 83 |
74. 35 |
|
Kalori (k kal) |
171 |
158 |
185 |
185 |
158 |
|
Protein(g ) |
13. 68 |
12. 14 |
13. 87 |
12. 81 |
13. 05 |
|
Lipit(g ) |
11. 88 |
11. 15 |
13. 27 |
13. 77 |
11. 09 |
|
Karbonhidrat (g) |
1.
15 |
1.
20 |
1.
35 |
1.
45 |
0.
41 |
|
Lif (g ) |
0 |
0 |
0 |
0 |
0 |
|
Kül (g ) |
0.
79 |
0.
94 |
1.
08 |
1.
14 |
1.
10 |
Yumurta, anne sütünün haricinde insanın ihtiyacı olan
tüm besin öğelerini bulunduran tek besinimizdir. Yeni bir yaşamın özü olduğu
düşünülecek olursa, besleyici değerinin yüksek olması hiç de şaşırtıcı
değildir. Yumurta düşük enerji içeriğine karşın (büyük boy yumurta=75 kkal),
birçok esansiyel besin öğesini yüksek oranda bulundurması nedeniyle
"besleyici değeri yüksek" besin olarak tanımlanmaktadır. Yeterli ve dengeli
beslenmede, özellikle mental ve fiziki yönden hızlı bir büyüme ve gelişme
döneminde olan çocukların, protein tüketimlerinin en az yarısının hayvansal
kaynaklı olması önerilmektedir. Bu nedenle çocuk beslenmesinde örnek protein
kaynağı olan yumurtaya gereken önem verilmelidir Yumurta tüm besinler
içerisinde en kaliteli proteine sahiptir. Çünkü yumurta proteini insan
vücudunda sentezlenemeyen ve kesinlikle besinler ile dışarıdan alınması
gerekli olan "esansiyel amino asitleri" yeterli ve dengeli miktarlarda
bulunmaktadır. Sindirilebilirliği yüksektir, tamamına yakını vücut
tarafından kullanılmakta ve vücut proteinlerine dönüşebilmektedir. Hatta bu
özelliğinden dolayı, diğer besinlerin protein kalitesinin hesaplanmasında da
kullanılmaktadır. Yumurta proteininin biyolojik değeri yani proteinden elde
edilen fayda % 93,7 iken bu değer sütte % 84,5, balıkta % 76, sığır etinde %
74. 3'dür.
İnsanların ihtiyacı olan tüm temel vitamin ve
minerallere sahip yumurtalarda 13 adet vitamin ve mineral vardır. Enerji
bakımından 100 g. tüm yumurta 163, yumurta akı 37, yumurta sarısı 350 kalori
sağlar. Besin değeri yönünden et ve sütle karşılaştırıldığında bir
yumurtanın (55g ) 40 g. yağlı sığır etine veya 100 g. yağlı süte eşit olduğu
söylenebilir. Çeşitli hastalıkların diyet tedavisinde, çoğu hastalığın
nekahat döneminde ve çocuk beslenmesinde vazgeçilmez bir besin
maddesidir. Yumurtanın protein ve vitamin A bakımından zenginliği büyük
ölçüde tavuğun tükettiği yemdeki miktarına bağlıdır. Yumurta sarısında
bulunan % 32. 6 oranındaki yağ yumurtaya beslenme fizyolojisi açısından özel
bir değer sağlar. Yumurta sarısı fosfolipidleri,özellikle lesitin,kolesterol
ve sefalin'i fazla miktarda içermektedir. Her ne kadar kolesterol bakımından
zengin olması nedeniyle belirli bir yaştan sonra yenilmemesi gerektiği öne
sürülse de,bu tez günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Bir yumurta 50-75
arasında kalori verdiğinden düşük enerjili diyetler için son derece
uygundur. Yumurta özellikle kalsiyum,fosfor ve demir bakımından insan
beslenmesinde iyi bir yardımcı besin maddesidir. Bu olumlu etkileri yanında
çok miktarda çiğ yumurta akı bulunan, biotinden yetersiz diyetle beslenen
insanlarda sindirim sistemi bozuklukları,yorgunluk,depresyon kas ağrıları ve
deride yaralar şekillenir. Yumurta akında "avidin" adı verilen protein ,biotin
metabolizmasını engelleyerek biotin yetersizliğine yol açar. Yumurta akı
pişirildiği zaman avidinin anti-biotin etkisi yok olmaktadır. Yumurtanın
beslenmedeki önemi içermiş olduğu yüksek biyolojik değerli protein, yağ,
vitamin ve mineral maddelerden ileri gelmektedir. Ekonomik, kolayca
hazırlanan ve kolayca sindirilebilen yumurta et, süt, balık proteini ile
eşdeğer tutulan yüksek biyolojik değere sahip protein içermektedir.
Yumurtanın % 65. 6'sı su,% 12,1'i proteinli
maddeler,% 10,5'i yağlar % 0. 9'u karbonhidratlar ve % 10. 9'u mineral
maddelerden oluşur.
|
Yumurtanın %
kimyasal bileşimi
|
|
Unsurlar |
Tüm yumurta |
Kabuk |
Ak |
Sarı |
|
Ağırlık(g) |
58. 0 |
6 |
33 |
19 |
|
Su % |
65. 6
|
1. 6 |
87. 9 |
48. 7 |
|
Kuru madde% |
34. 4 |
98. 4 |
12. 1 |
51. 3 |
|
Protein % |
12. 1 |
3. 3 |
10. 6 |
16. 6 |
|
Yağ % |
10. 5 |
Eseri |
Eseri |
32. 6 |
|
Karbonhidrat |
0. 9 |
- |
0. 9 |
1. 0 |
|
Mineraller |
10. 9 |
95. 1 |
0. 6 |
1. 1 |
|
Yumurtanın
kimyasal bileşimi
|
|
BESİN ELEMENTİ |
BÜTÜN |
BEYAZ |
SARI |
|
Enerji (kkal) |
75 |
17 |
59 |
|
Protein (g) |
6,25 |
3,52 |
2,78 |
|
Toplam yağ (g) |
5,01 |
0 |
5,12 |
|
Toplam
karbonhidtrat (g) |
0,6 |
0,3 |
0,3 |
|
Yağ asitleri (g) |
4,33 |
0 |
4,33 |
|
Doymuş yağlar
(g) |
1,55 |
0 |
1,55 |
|
Tekli doymamış
yağlar (g) |
1,91 |
0 |
1,91 |
|
Çoklu doymamış
yağlar (g) |
0,68 |
0 |
0,68 |
|
Kolesterol (mg) |
213 |
0 |
213 |
|
Tiamin (mg) |
0,031 |
0,002 |
0,028 |
|
Riboflavin (mg) |
0,254 |
0,151 |
0,103 |
|
Niasin (mg) |
0,036 |
0,031 |
0,005 |
|
B6
vitamini (mg) |
0,070 |
0,001 |
0,0069 |
|
Folat (mcg) |
23,5 |
1,0 |
22,5 |
|
Vitamin B12 (mcg) |
0,50 |
0,07 |
0,43 |
|
Vitamin A (IU) |
317,5 |
0 |
317 |
|
Vitamin E (mg) |
0,70 |
0 |
0,70 |
|
Vitamin D (IU) |
24,5 |
0 |
24,5 |
|
Kolin (mg) |
215,1 |
0,42 |
214,6 |
|
Biotin (mcg) |
9,98 |
2,34 |
7,58 |
|
Kalsiyum, Ca (mg) |
25 |
2 |
23 |
|
Demir, Fe (mg) |
0,72 |
0,01 |
0,59 |
|
Magnezyum, Mg (mg) |
5 |
4 |
1 |
|
Bakır, Cu (mg) |
0,007 |
0,002 |
0,004 |
|
İyot, I (mg) |
0,024 |
0,001 |
0,0022 |
|
Çinko, Zn (mg) |
0,55 |
0 |
0,52 |
|
Sodyum, Na (mg) |
63 |
55 |
7 |
|
Manganez, Mn (mg) |
0,012 |
0,001 |
0,0012 |
Tavuğun bir metabolizma ürünü olan yumurtanın
bileşimi sabit olmayıp, kalıtıma, beslenme ve bakım şartlarına bağlı olarak
değişiklikler gösterir. Yumurtada mineral maddelerin yüksek oranda (% 10. 9)
bulunuşu kabuğun kalsiyumundan kaynaklanır. Tavuk yumurtasının ağırlığı 45
ile 65 g. arasında değişmekte olup, ortalama ağırlığı 58 g. dır. Bunun 33
gramı (% 58) yumurta akı, 19 gramı (% 32) yumurta sarısı ve 5-6 gramı (% 11)
yumurta kabuğuna karşı gelir. Tabloda çeşitli türlere ait yumurtaların
kimyasal kompozisyonları gösterilmiştir. Yumurta akı ve yumurta sarısı besin
maddeleri bileşimi yönünden birbirinden tamamen farklıdır. Yumurta sarısı
protein ve yağlar bakımından zengin olup, bazı vitaminler ve önemli miktarda
mineraller içerir. Yumurta sarısındaki proteinler lipidlerle bağlanmış
olarak lipoprotein (lipovitellin, lipovitelenin, livetin), bir kısmı da
fosfoprotein( fosfovitin)şeklinde bulunur. Yumurta akı ise esas olarak su, %
11 civarında protein ve önemli miktarda sodyum, potasyum ve klor içerir.
Yumurta akı tüm yumurtadaki niacin ve riboflavinin yarısından fazlasını
içerir,karbonhidratların çoğu yumurta akında bulunur. Yumurta akı
proteinlerinin yaklaşık % 63’ünü ovalbümin oluşturur. Diğer yumurta akı
proteinleri ovoglobülin, ovomusin, kanalbümin, ovomukoid ve avidindir.
Yumurta sarısının rengi ile besleyici değeri arasında bir ilişki yoktur.
Yumurta sarısının rengi tavukların rasyonlarında yer alan xanthophyl
pigmenti ile ilgilidir, yumurta kabuğunun rengi de cinslere bağlı olarak
değişiklik gösterir.
Yumurta proteini yüksek biyolojik değere sahip olup,
biyolojik değeri 94’tür. Bu vücutta 94 g. protein oluşması için 100 g.
yumurta proteininin alınması anlamına gelir. Yumurta proteini diğer
proteinlerin kalitesini ölçmede standart olarak kullanılır. Yumurta
proteininde eksojen amino asitlerin tamamı dengeli bir şekilde bulunur. Bu
nedenle diğer yiyeceklerle birlikte yenildiğinde bu gıdaların biyolojik
değerlerinin yükseltilmesine yardımcı olur. İki yumurta yenilmesi ile
sağlıklı beslenme için önerilen protein ihtiyacının % 30’u karşılanmış olur.
Tabloda 100 g. yumurtanın içerdiği eksojen amino asitlerin miktarı
gösterilmiştir.
|
Tablo 100g.
Yumurtanın içerdiği eksojen amino asitlerin miktarı (g) |
|
|
Günlük gereksinim (g) |
Tüm yumurta |
Yumurta akı |
Yumurta sarısı |
|
İsoLöysin |
1. 4 |
0. 85 |
0. 69 |
0. 99 |
|
Lizine |
1. 6 |
0. 81 |
0. 64 |
1. 07 |
|
Löysine |
2. 2 |
1. 12 |
0. 95 |
1. 37 |
|
Methionine |
2. 2 |
0. 40 |
0. 42 |
0. 41 |
|
Fenilalanine |
2. 2 |
0. 73 |
0. 68 |
0. 71 |
|
Treonine |
1. 0 |
0. 63 |
0. 47 |
0. 82 |
|
Tryptophane |
0. 5 |
0. 21 |
0. 16 |
0. 23 |
|
Valin |
1. 6 |
0. 95 |
0. 84 |
1. 12 |
Hayvansal kaynaklı bir besin olmasına rağmen
yumurtanın yağ içeriği düşüktür. Büyük bir yumurtada 4. 5 gram civarında yağ
bulunur. Bunun 1. 5 gramı doymuş yağ asitleri, diğer kısmı ise, doymamış yağ
asitleri şeklindedir. Görüldüğü üzere yumurta, kalp-damar hastalıkları için
risk faktörü olan doymuş yağ asitlerini düşük oranda içerir ve toplam yağ
miktarı düşüktür. Yeterli ve dengeli beslenmede diyetin yağdan gelen
enerjisi % 30'un üzerinde olmamalıdır. Toplam yağ miktarı kadar, yağ
asitlerini doymuş ve doymamış olma özelliği de önem taşımaktadır. Doymuş
yağların enerjiye katkısı % 10'un üzerine çıkmamalıdır.
Yumurtada bulunan lipitlerin tamamı yumurta sarısında
olup, yumurta sarısının lipid içeriği % 32-36 arasında değişir. Yumurta
sarısındaki yağlı maddenin ortalama % 62. 2’si olein ve palmitin, % 25. 22si
lesitin, % 5. 3’ü kolesterolden ibarettir. Çoğu hayvansal yağlara göre daha
fazla doymamış yağ asidi içeren yumurta linoleik asit ve esansiyel yağ
asitlerinin önemli bir kaynağıdır.
Bir yumurta sarısında 213 mg kolesterol bulunur.
Yumurta beyazında, kolesterol ve yağ yoktur. Yumurta yüksek kolesterol
içeriğine sahip besinimiz olması nedeniyle yıllarca kötü bir ün kazanmıştır.
Besinlerdeki yüksek kolesterolün, kan kolesterolünde direkt artışa neden
olduğu düşünülmüş ve bu nedenle yumurta tüm diyetlerden uzak tutulmuş ve
korkak tüketilmiştir. Gerçekte kan kolesterolünün büyük bir kısmı vücut
tarafından yapılır. Kolesterol; insanlar ve tüm hayvanlarda vücutta
sentezlenen yağ benzeri bir maddedir. Sinir liflerinin yalıtımı, hücre
duvarının bütünlüğünün sağlanması, D vitamini sentezi, çeşitli hormonların
ve sindirim salgılarının oluşumu için gereklidir. Kan kolesterol seviyesinin
düzenlenmesinde; genetik, yaşam biçimi ve beslenme şeklinin önemli kriterler
olduğu yapılan bilimsel çalışma sonuçları ile ortaya konulmuştur. Doymuş
yağların, kan kolesterol düzeyine etkisi yüksek kolesterollü diyetten daha
fazladır. Beslenmemizde kolesterolden çok, toplam yağ miktarı ve doymuş yağ
asitleri oranına dikkat etmemiz gereklidir. Düşük yağlı diyet tüketen
sağlıklı bireylerde her gün bir yumurta tüketiminin sakıncası yoktur. Eğer
kişide kolesterol metabolizması bozukluğu yoksa yeterli ve dengeli olarak
tüm besin gruplarını tüketiyorsa ideal vücut ağırlığı koruyorsa, fiziksel
olarak aktif ise ve sigara kullanmıyorsa, yumurtanın yüksek kolesterol
içeriğinden dolayı endişe duyulmasına gerek yoktur.
|
Tablo Tavuk yumurtasındaki vitamin
miktarları
(Yenilebilen kısım) |
|
Vitaminler(mg) |
Tüm yumurta |
Yumurta sarısı |
Yumurta akı |
|
Askorbik asit |
0 |
0 |
0 |
|
Thiamin |
0. 044 |
0. 043 |
0. 002 |
|
Riboflavin |
0. 150 |
0. 074 |
0. 094 |
|
Niasin |
0. 031 |
0. 012 |
0. 029 |
|
Pantotenik asit |
0. 864 |
0. 753 |
0. 080 |
|
Vit. B6 |
0. 060 |
0. 053 |
0. 001 |
|
Folasin(mcg)
|
32 |
26 |
5 |
|
Vit. B12(mcg)
|
0. 773 |
0. 647 |
0. 021 |
Yumurta A, D, E ve B grubu vitaminleri ile diğer
vitaminleri önemli oranda içermektedir. Besin kaynaklı vitamin D olarak da
balık karaciğer yağlarından sonra ikinci sırada yer alır. Yumurta vitamin
C’yi içermez. Yumurta C vitamini kaynağı bir besinle (domates, yeşil
sebzeler, turunçgiller vb. ) tüketilirse yapısındaki demirin emilimini
artırmış oluruz. Tablo’da büyükçe bir tavuk yumurtasındaki vitaminler
gösterilmiştir. Yumurta sarısındaki A vitamini gözün iyi görmesi, kemik
gelişimi ve sağlıklı dişler için gereklidir. Vücut hücrelerinin gelişmesine
yardım eder. Solunum ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını ve
enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar. D vitamini, insan vücudunda
kalsiyumun kullanılmasına yardımcı olur. Bu vitamin besinlerde sınırlı
miktarda bulunur, deride güneş ışınlarından sentezlenir. Yumurta sarısı, D
vitamini sağlayan birkaç besinden biridir. Güneş ışınlarından yeterince
yararlanırsa ve yumurta tüketilirse özellikle çocuklarda D vitamini
eksikliğine bağlı kemik bozukluğu oluşmaz. Yumurta, E vitamini yönünden de
zengindir. E vitamini antioksidant (oksidasyonu önleyici) etkisinden dolayı,
vücudumuzu zararlı maddelere karşı korur. B grubu vitaminler bazı besin
ögelerinin vücutta enerjiye çevirilmesi için gereklidir. Yumurta özellikle
riboflavin (B2 vitamini) açısından zengindir. Bu vitamin deri ve göz sağlığı
için de gereklidir. Yumurta bulunan kolin, beyin fonksiyonlarının yerine
getirilmesinde önemli rol oynamaktadır.
Yumurta özellikle büyüme-gelişme ve bağışıklık
sisteminde rolü olan çinko minerali açısından da iyi bir kaynaktır. Yumurta
yeterli miktarda demir, fosfor, sodyum, klor, bakır, magnezyum ve mangan
gibi mineral maddeleri yeterli miktarlarda içerir. Kalsiyumun çoğu yumurta
kabuğunda bulunur. Yumurtada bulunan mineral maddelerden özellikle demir
beslenme açısından çok önemlidir, organizma yumurtada bulunan demiri olduğu
gibi asimile eder.
|
Tablo Yumurtada
bulunan mineral
maddelerin miktarları (mg) (yenilebilen Kısım) |
|
Mineral
(mg) |
Tüm
yumurta |
Yumurta
sarısı |
Yumurta
akı |
|
Kalsiyum |
28 |
26 |
4 |
|
Demir |
1. 04 |
0. 95 |
0. 01 |
|
Magnezyum |
6 |
3 |
3 |
|
Fosfor |
90 |
86 |
4 |
|
Potasyum |
65 |
15 |
45 |
|
Sodyum |
69 |
8 |
50 |
|
Çinko |
0. 72 |
0. 58 |
0. 01 |
Tabloda yumurtada bulunan mineral maddeler
gösterilmiştir. Yumurta, demir ve çinko gibi sağlığımız açısından önem
taşıyan mineralleri de içermektedir. Demir, kan yapımı için gereklidir.
Demir yetersiz alındığında anemi (kansızlık) oluşur. Ayrıca demirin büyüme,
gelişme ve hastalıklardan korunma rolü vardır. Yetersizliğinde çocukların
öğrenme yeteneği ve okul başarısı azalır.
Yumurta protein,
demir, A,B1 ve B6 gibi vitaminleri içermesi bakımından insan beslenmesinde
önemli bir yer tutan, yüksek oranda ve kolay sindirilebilir bir besin
maddesidir. Yumurta tüketiminden en çok 2-3 saat sonra mideyi terk eder ve
vücut bu besinden % 95-98 oranında yararlanır. Yumurta, insan beslenmesinde
biyolojik değer bakımından öteki bütün besinlerden daha yüksek bir değere
sahiptir. Yumurtalı yemekler hazırlanmadan önce ve sonra ellerin,
kullanılacak kapların araçların yıkanması gereklidir. Çiğ yumurtalar temiz
kaplara kırılmalıdır. Kullanılacak miktar kadar yumurta buzdolabından
dışarıya çıkartılmalıdır. Yumurta içeren ve yumurtadan zengin yiyecekler hazırlanması
sürelerinin haricinde iki saatten fazla buzdolabının dışında
tutulmamalıdır. Yumurta içeren bütün tarifelere pişirilme işlemi
uygulanmalıdır. Çiğ yumurtanın hem sindirimi güçtür hem de
mikroorganizmaların bulaşma riski vardır. Salmonella enfeksiyonları en çok
rastlanılanıdır. Çiğ yumurtanın beyazındaki avidin, sarısında bulunan B
grubu vitaminlerden biyotini bağlayarak kullanılmasını engeller. Pişirme ile
bu olumsuz etki önlenir. Yumurtanın pişirilme süresinin iyi ayarlanması
gereklidir. Örneğin; yumurtayı haşlama süresi uzarsa ve yumurta bayatsa
sarıdaki demir, beyazdaki sülfür ile birleşerek yumurta sarısının etrafında
yeşil bir halka oluşur (Demir sülfür halkası). Yumurta kabuklu olarak
pişirildiğinde 4 dakikada beyazı, 12 dakikada tamı katılaşır. Uzun süre
pişirilen yumurtaların sindirimi güçleşir ve uygulanan pişirme yöntemine
göre B grubu vitaminlerde kayıplar oluşur. Kayıpları önlemek için yumurtayı
yağa kırma yerine, diğer yöntemler ile pişirme tercih edilmelidir. Yenilen
yumurtanın hemen tamamı bağırsaklarda emilir. Yumurta sarısında bulunan yağ
çok iyi bir emülsiyon oluşturduğundan sindirimi çok kolaydır. Yumurtanın
sindirilme yeteneği büyük ölçüde pişirilme tarzına bağlıdır.
Morfolojik bakımdan bir yumurta dıştan içe doğru
başlıca
-Yumurta kabuğu
-Yumurta akı
-Yumurta sarısı olarak üç ana bölüme ayrılır.
Yumurta kabuğunun rengi ait olduğu hayvana göre
farklılık gösterir. Bazı tavuk ırklarının esmer olan kabuk rengi porfirinden
ileri gelir. Yumurtanın kabuk rengi ile bileşimi arasında bir ilgi yoktur.
|
Tablo Yumurta
kabuğunun
kimyasal bileşimi |
|
Unsur |
Miktar (%) |
|
Kalsiyum Karbonat
|
93,7 |
|
Magnezyum Karbonat
|
1,0 |
|
Kalsiyum Fosfat
|
1,0 |
|
Organik Maddeler
|
3,3 |
|
Su
|
0,1 |
Yumurtanın büyüklüğüne göre % 7. 8-13. 6'sını yumurta kabuğu oluşturur.
Kabuk mineral ve organik maddeler ile sudan ibaret olup % 3-4 oranında bir
protein ağı ve % 95-96 oranında birikerek yerleşmiş anorganik tuzlardan
oluşmuştur. Tabloda yumurta kabuğunun kimyasal bileşimi görülmektedir.
Yumurtayı dış etkenlerden koruyan yumurta kabuğu 0. 2-0. 4 mm. kalınlığında
ve oldukça sert, sayısı 7. 000-17. 000 arasında bulunan gözenek (por)' li
bir yapı gösterir. Bu gözenekler rutubet ve gazı geçirirler. Gözenekler
yumurtanın uç kısımlarında, özellikle hava kamarasının bulunduğu tarafta yan
yüzeylere göre daha fazla sayıda bulunur.
En dışta kabuğun
dış yüzeyini örten keratine benzer bir proteinden oluşan ve kütikula adı
verilen bir zar vardır. Bu yumurtlama esnasında havanın etkisiyle yumurta
yüzeyinde albümin'in kurumasıyla oluşur. Elle yoklandığında kayganlık hissi
verir. Zamanla kaybolup donuk bir manzara alır. Kütikül aynı zamanda
porların üzerini de örttüğü için yumurtanın korunmasında etkin rol oynar.
Kütikül tabakasından sonra geriye süngerimsi tabaka ortaya çıkar. Kabuğun iç
yüzünde süngerimsi tabakaya paralel ,mamillar tabaka adı verilen bir tabaka
vardır. Bu tabaka kalın yüzeye paralel dizilmiş kalsiyum zerreciklerinden
oluşmuştur. Yumurta kabuğu iç yüzeyi iki tabakadan oluşmuş bir zarla
donatılmıştır. Dıştakine dış kabuk zarı, diğerine iç kabuk zarı adı
verilir. Yumurtanın geniş olan kutbunda bu iki zar birbirinden ayrılarak
hava boşluğunu oluşturur. Yumurtanın depolama süresi uzadığında prolardan
hava gireceğinden bu hava boşluğu büyür.
Bütün yumurtanın % 66-70'ini oluşturan yumurta akı
ortalama % 88 su ve % 12 (% 9-15) oranında kuru maddeden oluşur. Yumurta
akının kaba kimyasal bileşimi Tabloda gösterilmiştir.
Yumurta akı tam bir yumurtada; yumurta sarısına
yapışık şalaziferöz tabaka, iç seyreltik tabaka ,koyu kıvamlı tabaka ve dış
ince tabaka olmak üzere dört bölümden oluşmuştur. Yumurta akının dörtte üçü
kalın ve dış ince tabakalardan oluşmaktadır.
Tabloda görüldüğü gibi yumurta akı oldukça fazla
oranda su içermekte ve kuru maddesinin tamamına yakın bir kısmı proteinden
oluşmaktadır. Yumurta akında proteinler çok az miktarda tuz ve
karbonhidratla birlikte çözelti şeklinde bulunur. Yumurta akı basit
proteinler olarak bilinen ovalbumin, konalbumin, ovoglobulin ve
glukoproteidlerden( ovomukoid ve ovomusin) ibarettir. Ovomusin oranı yumurta
akının koyu kısmında % 5. 2 olduğu halde, sulu kısmında % 1. 1 ile % 1. 9
arasındadır. Yumurta akı iki önemli mikrobiyolojik fonksiyonu
sağlamaktadır. Yumurta akı zarlarının yumurta sarısını sarmasıyla ve
viskoziteye sahip olması yumurta sarısının kabukla temasını önlemektedir.
Ayrıca yumurta akı mikroorganizmaların üremelerini güçleştiren
antimikrobiyel özelliklere sahiptir. Bu unsurlardan lizozim gram- pozitif
mikroorganizmaların hücre zarını eriterek, konalbumin demir ve bakırla,
avidin de biotinle mikroorganizmaların demir,bakır ve biotini
kullanamayacakları bileşiklere dönüştürerek, ovomukoid tripsini inhibe
ederek mikroorganizmaların yıkımlanmalarına yol açar. Ayrıca yumurta akının
oldukça yüksek pH (8.3) değerine sahip olması da mikroorganizmaların
gelişimini olumsuz yönde etkiler.
Yumurta sarısı hem miktar bakımından hemde kimyasal
bileşimi açısından yumurta akından çok farklıdır. Yumurta sarısı % 48. 7
su,% 32. 6 yağ,% 16. 6 protein,% 1 karbonhidrat ve % 1. 1 oranında mineral
içerir. Sarı veya sarı-kırmızı renktedir. Dışta yumurta sarısını yuvarlak
şekilde tutan şeffaf ve ince bir zar vardır. Bu zar her iki kutupta
yoğunlaşan helezoni birer bağ ile yumurtanın kutuplarına bağlıdır. Bu
bağların görevi sarıyı orta yerde asılı tutmaktır.
Yumurtanın oluşumu ve yumurtlanması sırasında meydana
gelen bozukluklar nedeniyle anormal yumurta elde edilebilir. Bu tür
yumurtalarda kusur sadece kabukta olabildiği gibi bazen içte de olabilir.
Kusurlu yumurta çeşitleri şunlardır.
Normal yumurta şekli dışında aşırı yuvarlak, aşırı
uzun veya sivri, yassı,ortadan boğumlu,bir veya her iki ucunda zar
parçaları, sert kabuk parçaları, iki yumurtanın birarada olması gibi
anormallikleri olan yumurtalardır. Anormal şekili yumurtalara; hareketli
halde yumurtlanan yumurtalarda, genetik bozukluklarda, enfeksiyöz
hastalıklarda, yaşlı tavukların yüksek düzeyde yumurta üretimi, yumurtlama
dönemine ilk girişte, rastlanabilir.
Kabuk yüzeyi bazı yerlerinde belirgin kalsiyum
birikimleri sebebiyle pütürlü olan veya ince kabukluluk,kabuksuzluk,kabuk
rengini oluşturan pigmentin muntazam dağılmaması sonucu benekli bir görünüme
sahip yumurtalardır.
Çatlak yumurta:
Kabuk altı zarı yırtılmayacak şekilde çatlamış yumurtalardır.
Kokmuş yumurta:
Yumurta içine giren mikroorganizmaların etkisiyle yumurta proteinler
parçalanarak çeşitli kokuşma maddeleri oluşturur. Bu maddelerden özellikle
hidrojen sülfür (H2S) yumurta içerisinde bir basınç oluşturarak
,kendiliğinden yada yumurtanın kullanılması sırasında kırıldığında patlama
sesi duyulur. Kendine özgü kokusu vardır. Böyle yumurtalar yenilmez.
Kirli yumurta:
Bakımsız kirli folluklardan alınan yumurtaların kabukları genellikle
kirlenmiştir. Genel olarak kirli yumurtalar dayanıklı değildir. Bunların su
ile temizlenmesi uygun değildir. Çünkü su vasıtası ile kabuğun dış yüzündeki
zarlar kalkar. Mikroorganizmaların girmesi kolaylaşır.
Lekeli yumurta:
Kabuk yüzeyinde yabancı maddelerin bıraktığı lekeler bulunan yumurtalardır.
Bu lekeler kabuk yüzeyinin 1/8' kadar ise "az lekeli", daha çok ise "lekeli"
sayılır.
Hava kesesinin yokluğu :Toplama
sırasında yumurtaların yanlış şekilde tutulması, hastalıklar, yumurta
kabuğunun zayıflığı ve yumurta beyazının sulu olması durumlarında
şekillenir.
Yumurta içinde kan ve et parçalarının görülmesi:
Genetik kusurlar, soğuk,sürekli ışıklandırma, yaşlı
hayvanlarda düşük düzeyde K vitamini alınması, A vitamini noksanlığı ,mikotoksikozlarda
bu durum gözlenir. Böyle yumurtalar yenilebilir.
Kuluçka yumurtaları:
Döllenmiş yumurtalarda 33°C'de embriyo gelişimi devam eder. Sıcak
mevsimlerde 33°C'de saklanan yumurtalarda enzimlerin etkisi altında embriyo
gelişmeye devam ederken yumurta içindeki yağ ve proteinlerde de kimyasal
değişiklikler şekillenir. Döllenmemiş yumurtalarda aynı şekilde ısıya maruz
kaldıkları zaman embriyo oluşmasa da yumurtanın albümin'i kıvamını kaybeder.
Yumurtada koku ve lezzet değişir. Toksik bir etkisi yoktur yumurta
yenilebilir.
Yabancı maddelere sahip yumurtalar:
Yumurta daha kabuklanmadan önce yumurta kanalında yem parçaları, böcekler,
taş,tüy gibi her cins yabancı cisimlerle karışabilir.
Sarısız yumurta:
Bir doku parçasının yumurta kanalına düşerek tüm işlevlerini uyarılmasıyla o
parça etrafında sarısız bir yumurta oluşturulmasına yol açar.
Donmuş yumurta:
-5°C'nin altında tutulan yumurtalarda donma oluşarak yumurtanın bir
kutbundan diğerine ulaşan kabuk çatlaması oluşur. Yumurta akı ve sarısı
birbirine karışmıştır. Böyle yumurtalar yavan lezzetli olmalarına rağmen
yenebilir.
Tat, koku ve rengi bozuk yumurtalar:
Taze yumurtalarda bu tür bozuklukların kaynağı yemlerde bulunan kötü rengi
ve kokusu yumurtaya geçiren maddelerde aranmalıdır. Bunların dışında
depolama sırasında çevrenin kendine özgü kokuları da yumurtalar tarafından
emilir.
Yumurtanın muayenesi ekonomik ve hijyenik açıdan
olmak üzere iki şekilde yapılır. Ekonomik açıdan yumurtanın büyüklüğü veya
ağırlığına göre değeri veya tazeliği saptanır. Hijyenik bakımdan bayatlığı
veya insan sağlığına zararlı olup olmadığı muayene edilir. Muayene numune
olarak ayrılan yumurtalar elle ve gözle incelemek, tartılmak, ölçülmek,
koklanmak, lambadan geçirilmek ve iç özelliklerin belirlenmesi için
yumurtalardan tesadüfi olarak 2’den az olmamak üzere % 0,3’e kadarı kırılmak
suretiyle yapılır.
Dıştan yapılan incelemede yumurtanın ağırlığı, şekli,
kabuk rengi ve temizliği,çatlak bulunup bulunmadığı, yüzeyin mat veya parlak
oluşu belirlenir. Bir mercek yardımı ile kabuk üzerindeki proların açık
olup olmadığı araştırılır.
Bu muayenede
kapalı bir kutu içine yerleştirilen ışık kaynağından yararlanılır.
Yumurtanın geniş tarafı lambaya tutulmak suretiyle kabuk yapısı, hava
boşluğu, yumurta akı ve sarısının şekli ve pozisyonu ile yumurta
içerisindeki kan vb. bozukluklar incelenir. Taze yumurtada ak kısmı berrak,
sarı kısmı da yuvarlak şekilde yumurtanın ortasında görülür. Hava kesesi en
fazla 5 mm yüksekliğindedir. Yumurta bayatladıkça kese genişler, Yumurta
sarısı kabuğun bir tarafına daha yakın olur ve Yumurta akı da bulanıklaşır.
Yumurtların tazelik ve bayatlık muayenesinde en çok
uygulanan yöntemlerden birisi de yumurtanın özgül ağırlığının
karşılaştırılması prensibine dayanır. Bu amaçla % 8 (A) ve % 11’lik (B) tuz
eriyiğinden yararlanılır. Çok taze yumurtalar A ve B solüsyonlarında dibe
çöker, taze yumurtalar A solüsyonunda çöker, B solüsyonunda yüzer, bayat
yumurtalar ise her ikisinde de yüzer. Günlük yumurta tanımı ile en çok 8 gün
önce yumurtlanmış yumurtalar anlaşılır. Bu yumurtalar ancak kuru kuruya
temizlenmekten başla hiç bir işlem görmemiş olmalı ve yapılan muayenede
sarısı tam ortada olmalı ve hava boşluğu 5 mm. yi geçmemelidir. 8 günden
fazla eski olup hava boşluğu yüksekliği 10 mm. yi geçmeyen yumurtalar da
taze olarak değerlendirilir.
Yumurtanın
tazeliği en iyi kırıldığında anlaşılır. Yumurta temiz düz bir kap içine
parçalanmadan kırılır. Taze yumurta kırıldığında yumurta akı ve sarısı
tamamıyla yayılmaz ve birbirine karışmaz. Yumurta sarısı yüksek
görünümdedir. Bayat yumurtada ak kısmı gevşek ve tabakalar belirsizdir. Sarı
kısım da basık ve daha geniş bir alana yayılmış durumdadır.
Taze haşlanmış yumurtalarda kabuk zor soyulur, hava
boşluğu küçüktür. Yumurta sarısı merkezi durumdadır. Ak kısmı ise homojen
renkte ve elastiktir. Bayat yumurtalarda ise sarı kısmı kabuğa yaklaşmıştır
ve ak kısmı tabakalıdır.
Haugh birimi muayenesi:
Haugh birimi, cam üzerine kırılan yumurtanın akının
yüksekliğinin 0- 110 arasında bölümlenmiş özel bir cetvel ile ölçülmesi veya
kırılmadan önce tartılıp ağırlığı belirlenen yumurtanın ak yüksekliğinin üç
ayaklı mikrometre ile ölçülüp aşağıdaki formülün uygulanması ile
bulunabilir.
HB= 100 log (H + 7,57 - 1,70 G0,37 )
H= Ak yüksekliği
G= Yumurta ağırlığı (g )
Yumurta kalitesi; kabuk rengi,şekil ve
yapısı,sağlamlık ve kabuk temizliği gibi dış kalite faktörleri ile hava
boşluğunun durumu ,yumurta akı,sarısı ve rengi ile ifade edilen iç kalite
faktörleri ile yumurta kütlesi ile belirlenen bir değerdir. Yumurtalar sarı
ve beyazı kendine özgü tat,renk ve kokuda olmalı,küflü,bozuk ve çürük
olmamalıdır. Yumurtalar kullanılma maksadına göre gruplara, özelliklerine
göre sınıflara, ağırlıklarına göre boylara ayrılır.
. Doğrudan tüketilen yumurta,
-AA
sınıfı yumurta
Kabuk: Temiz,lekesiz, lekesiz,şekil
ve kabuğu normal,sağlam yapılı,çatlaksız kırksız
Hava boşluğu: Tek, sabit ve
derinliği 4 mm'den az
Ak: Berrak, homojen, Haugh birimi
72 ve yukarısında
Sarı: Ortada,yuvarlak, tek, homojen
renkte, çevresi belirsiz, ak pıhtısı, et ve kan pıhtısı görülmemelidir.
-A
sınıfı yumurta
Kabuk: Temiz, toplam 5 mm²'yi
geçmeyen en çok 3 nokta halinde leke bulunabilir . Hafif pütürlü olabilir,
sağlam yapılı, çatlaksız kırksız, şekli normal
Hava boşluğu: Hareketsiz, derinliği
6 mm'ye(dahil) kadar
Ak: Haugh birimi 60-71 arasında
Sarı: Oldukça ortada, çevresi hafif
belirgin, diğer özellikleri AA gibi olmalıdır.
-B
sınıfı yumurta
Kabuk: Temiz, çatlaksız, kırıksız,
toplam 3 cm²'yi geçmeyen leke bulunabilir, şekil bakımından hafif
anormallikler ve pütürler bulunabilir.
Hava boşluğu: Hareketli, kabarcıklı
olabilir, derinliği 9 mm'ye (dahil) kadar
Ak: Haugh birimi 31-59 arasında
Sarı: Çevresi açıkça belirgin,
hafifçe genişleyip yassılaşmış, hareketli diğer özellikleri A daki gibi
olmalıdır.
. Sanayi yumurtası
Sanayi 1 (C)
Kabuk: Çatlaksız kırksız
olmalı,şekli anormalliği olabilir,lekeler yüzeyin 14'inden fazla
olmamalıdır.
Hava boşluğu: Hareketli veya
tamamen serbest, kabarcık, derinliği 9-12 mm arasın
Ak: Sulu, Haugh birimi 31'den
az, çapı 3,2 mm'yi geçmeyen kan ve et lekeleri olabilir.
Sarı: Çevresi iyice belirgin,
genişlemiş,yassılaşmış,rüşeym gelişmesi ve küçük et veya kan lekeleri
görülebilir.
Sanayi 2
Genel özelliklere uyan , fakat
diğer sınıflara girmeyen yumurtalar bu sınıfa girer.
Yumurtalar ağırlıklarına göre yedi
boya ayrılır.
|
Boy Ağırlık
(g ) Numarası |
100 adet yumurtanın
ağırlığı (kg) en az |
360 adet yumurtanın
ağırlığı (kg) en az |
|
1 70'den fazla |
7. 0 |
25,20 |
|
2 65-70 (Dahil) |
6. 6 |
23,76 |
|
3 60-64 |
6. 1 |
21,96 |
|
4 55-59 |
5. 6 |
20-16 |
|
5 50-54 |
5. 1 |
18,36 |
|
6 45-49 |
4. 6 |
16,56 |
|
7 45'ten az |
- |
- |
Uygun olmayan depolama şartlarında tutulan yumurtalar
kısa süre içinde bozularak sağlık için zararlı hale gelirler. Bu nedenle
yumurtaların dayanıklılık süresini uzatmaya yönelik konservasyon metotları
büyük önem taşır. Yumurta kendi doğal yapısı ve bileşimi nedeniyle
mikrobiyolojik bozulmalara karşı az da olsa korunabilmektedir. Yinede
yumurta çabuk bozulabilen bir gıda maddesidir. Gerekli önlemler
alınmadığında toplama ile tüketim arasında geçen sürede yumurta kalitesinde
önemli kayıplar olur. Yumurtanın kalitesinin korunması için alınabilecek tüm
önlemler yumurtadaki gelişmeleri durdurmaz,sadece geciktirebilir. Yumurtanın
oluşumundan tüketimine kadar geçen süre içinde çeşitli çevre faktörlerinin
etkisi altında kalması sonucu besi değerinde önemli ölçüde azalmalar olur.
Bu nedenler yumurtanın tazelik durumunun korunması, besin hijyeni açısından
önem taşır. Yumurtlandıktan hemen sonra yumurtalarda biyolojik,kimyasal ve
fiziksel değişimler meydana gelir. Önce yumurta soğumaya ve içindekiler
hacim olarak daralmaya başlar. Bunun sonucu hava kesesi oluşur. Aynı anda
kabuğun kabuğun üzerindeki mukoza benzeri kütikül örtüsü kurur. Kuruma
kabuğun poruslarına kadar işleyerek oradaki kütikül de kuruyunca,poruslar
açılır ve buralardan gaz ve mikroorganizmaların geçişi kolaylaşır. Yumurta
akı devamlı olarak karbondioksit karbondioksit çıkartır. Yumurtlamadan
sonraki ilk birkaç saat içerisinde karbondioksit kaybı fazla olup,bunun bir
kısmı karbonik asit şeklinde yumurta akı tarafından tekrar tutulur. Zamanla
karbonik asit de karbondioksite dönüştüğünden yumurtanın karbondioksit
üretimi artar. Taze yumurtanın pH değeri 7. 6-8. 5 arasındadır. Fakat
depolama esnasında karbonik asidin tampon etkisinin kaybolmasıyla bir kaç
gün içinde 9. 6'ya çıkmaktadır. Buna paralel olarak yumurta akına peltemsi
bir yapı kazandıran müsin yapısal özelliğini kaybeder ve yumurta akı sulu
bir hal alır. Yumurta sarısı da yumurta akından su emerek ,küresel
görünüşünü kaybeder. Yumurtanın bozulması ilerledikce yumurta akının
yoğunluğu sarıdan daha yüksek duruma geçerki, bu sırada sarıya absorbe
edilen su yumurta akına geri dönmeye başlar. Sonunda yumurta sarısı dibe
çöker veya yanlarda kabuğa yapışır ki, bu duruma giren yumurtalar yenebilir
olmaktan çıkar. Uygun olmayan depolama şartlarında tutulan yumurtalar kısa
sürede bozularak sağlık açısından sakıncalı hale gelir. Bu nedenle
yumurtaların dayanma süresini uzatmaya yönelik yöntemler önem taşımaktadır.
Bu önlemler şu başlıklar altında toplanabilir.
1. Yumurta kabuğunun bakterilerle bulaşmasını
önlemek
2. Bakterilerin yayılmasını önlemek
3. Bakteri gelişmesini geciktirmek
Yumurtalar temiz, kuru şartlar altında ve yabancı
kokulardan uzak bir şekilde muhafaza edilmelidir. Bu amaçla yumurtadan su
kaybını önleyecek, fiziksel-kimyasal değişiklikleri en aza indirgeyecek, bu
sırada yumurtanın dış yüzeyinde bulunan mikroorganizmaların iç kısma
geçişini engelleyici ve çoğalmalarının geciktirilmesine yönelik metodlar
kullanılır. Yumurtaların uzun süre dayanmasını sağlamak için geliştirilen
yöntemlerin başlıcaları şunlardır.
Uygun soğuk deposu bulunmayan durumlarda yumurtaların
daldırma yöntemi ile muhafaza edilir. Daldırma yöntemleri içinde en fazla
kullanım alanı bulan kireç suyu ve su camı (Potasyum-sodyum silikat
karışımı) eriyiğine yatırma yöntemidir. Böylece yumurtalar 9-12 ay süreyle
muhafaza edilebilir. Muhafaza edilecek yumurtalar küt kısımları yukarıya
gelecek şekilde kavanoz, fıçı,varil gibi kaplara yerleştirilmeli ve en üst
sıranın 5-6 cm. üst hizasına kadar kireç suyu veya su camı ile
doldurulmalıdır. Kireç suyuna yatırılmış yumurtalarda ak ve sarı kısımları
birbirinden kolay ayrılmaz. Su camına daldırılarak konserve edilmiş
yumurtalar da kaynatılırken çatlar. Her iki yöntemde bugün önemlerini
yitirmiştir.
Yumurta muhafazasında en yaygın olarak kullanılan
yöntemdir. Yumurta en iyi bir şekilde uygun soğuk depolarda muhafaza
edilebilir. Buzdolabında bir hafta bekletilmiş yumurta, oda ısısında bir gün
bekletilmiş yumurtadan daha tazedir. Soğuk depolara konulacak yumurtalar
,temiz ve yeni ambalajlara yerleştirilmiş taze ,temiz ve kuru olmalıdır
Çatlak ve kırık yumurtalar depolanmamalıdır. Bu yumurtalar tazeliğini daha
çabuk kaybedip, bozulur. Mikroorganizmaların üremesi için uygun bir ortam
oluşturulurlar. Depolara yerleştirilen yumurta ambalajları arasında hava
sirkülasyonunu sağlayacak yeterli arlık bırakılmalı ,ancak hava akımı
doğrudan ambalaj üzerine gelmemelidir. Yumurta buzdolabında; peynir, soğan,
balık gibi güçlü kokusu olan besinlerin yakınında saklanmamalıdır. Çünkü
yumurtanın kabuğu gözeneklidir ve yumurta güçlü kokuları emebilmektedir. Ev
şartlarında yumurta buzdolabında (0-5°C), çabuk bozulmasını önlemek için
alınan orijinal karton kutusu içerisinde, yıkanmadan saklanmalıdır.
Yıkandığı takdirde doğal koruyucu tabakasını kaybeder. Bu nedenle yumurta
kullanılacağı zaman yıkanmalıdır. Depolama süresini uzatmak ve kalite
kaybını en aza indirmek için soğuk depoların sıcaklığı -1° ile -2°C
arasında, nisbi rutubeti ise en az % 90 olmalıdır. Uygun şartlarda soğuk
depolarda yumurtalar 6-7 aya kadar muhafaza edilebilir. Ticari olarak 6 ay
veya daha uzun süre saklanacak kabuklu yumurtalar için -1. 7 0C
ile 0 0C ve % 70-80 relatif rutubet önerilmektedir.
Yumurtaların saklanma kalitesini iyileştirmek için
atmosfere ozon ve CO2 ilave edilebilir. Düşük bir CO2
konsantrasyonu (örneğin % 2. 5) bakteriel gelişme üzerine etkili olmaz. % 60
gibi yüksek konsantrasyonlar ise özellikle sıcaklık donma derecesine yakınsa
mikrobiyel gelişmeyi belirgin bir şekilde geciktirir. Fakat yumurta akının
daha sulu hale gelmesine ve hoş olmayan bir aroma oluşumuna neden olur. Bu
konuda - 1 0C’de % 0. 5’den ve 0°C‘de % 2. 5’dan
maksimum % 15 ‘e kadar değişen oranlarda kullanımı tavsiye edilmektedir.
Ozonun -0. 55 0C’ de ve % 90 relatif rutubette 0. 6 ppm. ’den (
temiz yumurtalar için) 1. 5 ppm’e (kirli yumurtalar için) kadar oranlarda
kullanılması durumunda yumurtaların 8 ay kadar tazelik özelliklerini
koruduğu bildirilmiştir.
Soğuk depolamada kalite kaybını asgaride tutmak ve
muhafaza süresini uzatmak için yumurta kabukları yağla kaplanarak
depolanabilir. Bunu için renksiz ve kokusuz madeni yağlar kullanılır. Temiz
ve kuru yumurtalar bu yağlara batırılarak veya yumurtalar üzerine yağ
püskürtülerek kabuklar yağla kaplanmalıdır. Kabuk yüzeyine renksiz, kokusuz
bir mineral yağ püskürtülmesi yumurtada depolama sırasında nem ve CO2
kaybına engel olabileceği gibi fiziksel ve kimyasal değişmelerin
geciktirilmesine de neden olur. Ancak bu tür bir uygulamanın mikrobiyolojik
açıdan bir avantaj sağlamadığı da bildirilmektedir. Ancak kullanılacak yağın
sıcaklığı yumurtanın sıcaklığından birkaç derece yüksek olmalıdır.
Yumurtalar termostabilizasyon 60°C sıcaklıktaki suya veya yağa 15 dakika
daldırılarak bir nevi pastörizasyon uuygulanır. Daha sonra soğutularak
muhafazaya alınır. Depolarda aşırı rutubetten meydana gelecek küf
gelişmesini önlemek için uygun havalandırma tertibatı bulunmalıdır. Depolama
sırasında arzu edilen relatif nemin korunabilmesi için depo içersinde hava
sirkulasyonunun sağlanması önemlidir. Ayrıca kabuk üzerinde su birikimi (kondensasyon)
engel olunabilmesi için depo sıcaklığının sabit kalması gereklidir.
Yumurtaların soğuk depolardan çıkarıldıktan sonra çevre ısısında
bekletilmesi halinde kabuk üzerinde biriken kondense su mikroorganizmaların
süratle üremesine neden olacağından soğuk zincirin tüketiciye ulaşıncaya
kadar korunması gereklidir.
Muhafaza amacı ile dondurulan yumurtalar genellikle
standart dışı küçük, ince kabuklu ve kirli yumurtalardır. Bu yöntemde
yumurtalar önce ışık altında muayene edildikten sonra yıkanır ve 200- 500
ppm. klor içeren çözelti ile püskürtme yöntemi ile dezenfekte edilir. Bunu
takiben otomatik kırma makinelerinde kırılır. Bu işlemler sırasında bozuk
yumurtaların ayrılması ve sanitasyon çok önemlidir. Yumurta içeriği kabuk
parçalarını ve şalazayı uzaklaştırmak için filtre edilir,karıştırılır ve
standardize edildikten sonra hızlı dondurma yöntemi ile dondurulur. Kıvamını
korumak için % 5 veya daha fazla oranda şeker,tuz veya gliserol katılabilir.
Dondurulmuş yumurtalar -17. 8 0C ile -20. 5 0C
arasında depolanır. Dondurularak muhafaza edilen yumurtaların
çözdürülmesinde 10 -15 0C ‘de 8-15 saat; 2-3 0C de
48-72 saat önerilmektedir.
Gerek kabuklu ve gerekse sıvı yumurtanın
muhafazasında uygulanan yöntemlerden bir tanesi de ısısal işlem
uygulamasıdır. Pastörizasyon veya termostabilizasyon adı verilen sıcak ile
muhafaza işleminde yumurtalar su veya yağ içinde ısı işlemine tabi tutulur.
Özellikle kabukları üzerinde kir maddeleri bulunan yumurtalar kabukta
bulunan porlardan geçen mikroorganizmalar ile kontamine olarak çabuk
bozulurlar. Kirli yumurtaların yıkandıktan sonra termostabilizasyon işlemine
tabi tutulması ile dayanma süreleri uzar. Yağda ısı ile muamelede 60°C’de 10
dakika, suda ise 54.4°C’de 30 dakika önerilmektedir.
Yapılan ısı uygulaması ile yumurta beyazının en dış
kısmında ince bir koagülasyon tabakası oluşmakta ve bu tabaka nem kaybını
engellediği gibi mikroorganizmalara karşı bir bariyer görevini yapmaktadır.
Amerika Birleşik Devletlerinde yumurta ürünlerine uygulanacak zorunlu
pastörizasyon ısıları ve süreleri kimyasal katkı maddesi ilave edilmemiş
yumurta beyazı için 56. 7 0C ‘de minimum 3. 5 dakika veya 55. 6°C
‘de 6. 2 dakika, bütün sıvı yumurta için 60 0C ‘de 3. 5 dakika, %
2 ‘den fazla tuz eklenmiş bütün sıvı yumurta için 63.3°C’de 3. 5 dakika veya
62.2 0C’ de 6. 2 dakika ,% 2-12 şeker eklenmiş bütün sıvı yumurta
için 61.1°C’ de 3. 5 dakika ,yumurta sarısı için 61. 1°C ‘de 3. 5 dakika ,%
2 veya daha fazla şeker ilave edilmiş veya %2-12 tuz ilave edilmiş yumurta
sarısı için 63. 3°C’de 3. 5 dakika yada 62.2 °C’de 6. 2 dakika olarak
belirlenmiştir.
Kurutma işlemi ile yumurtanın ortalama olarak %
75’ini oluşturan suyun önemli bir kısmı uzaklaştırılarak, ağırlık bakımından
normal bir yumurtanın ¼’ü oranında bir ürün elde edilir. Ağırlıkça sağlanan
bu avantajın yanı sıra, taze yumurtanın taşınması sırasındaki kayıpların da
önüne geçilmiş olur. Kurutma işlemi yumurta içeriğinin hazırlanmasındaki
prensipler ,yumurtanın dondurulması için yapılan işlemlere benzerlik
gösterir. Bu işlemin ilk safhasında yumurtaların ışık kontrolundan
geçirilmesi gerekir. Böylece kalitesi düşük ve hatalı yumurtalar daha
başlangıçta elenmiş olur. Işık kontrolundan geçirilmiş yumurtalar sistemin
ilk bölümünde kırılır. Burada içeriğin devamlı gözden geçirilmesi gerekir.
İçerik bakımından sakıncalı görülen kısımların derhal ayrılması gereklidir.
Elde edilen içerik, bir süzgeç tertibatından
geçirilerek ,küçük kabuk parçalar ve kirler ayrılır. Yumurta akının köpürme
özelliklerini korumak ve Maillard reaksiyonunun önüne geçmek için bazı ilave
işlemlere gereksinim vardır. Bu amaçla yumurta akında bulunan glükoz doğal
fermentasyonla ya da Enterobacter aerogenes, Saccharomyces cerevisiae
ile fermentasyon veya glikoz oksidaz enzimi ile uzaklaştırılır. Fermentasyon
işlemi uygulanmazsa, elde edilen yumurta tozunda glikoz ve fosfor lipidleri
arasında gelişen reaksiyona bağlı olarak lezzet bozuklukları ortaya çıkar.
Fermentasyondan sonra 65°C’de pastörizasyon işlemi yapılır. Pastörize edilen
içerik kurutma tesisine iletilir. Günümüzde uygulanan yöntemlerle, vakum
odalarında düşük ısı uygulaması ile, yumurta içeriğinin suyu uçurulmakta ve
böylece kurutulmuş yumurta elde edilmektedir. Diğer bir yöntem de püskürtme
yöntemidir. Bu sistemde sıvı haldeki yumurta içeriği ,sıcak havada ince
zerrecikler haline dönüştürülmek üzere püskürtülür ve buhar haline dönüşen
su kısmı emilerek alınır. Başlangıçta 160°C’a ulaşan sıcak hava anında
soğutulur. Böylece yumurta üzerinde etkili olan ısı derecesi 40 °C’ye
kadar düşürülmüş olur. Bu düşük ısı derecesi sayesinde yumurta tozu
yumurtanın tüm özelliklerini taşımış olur. Tam yumurtalardan elde edilen
yumurta tozunda % 46 protein, % 42 yağ,yumurta sarısı tozlarında ise % 32
protein ve % 59 yağ bulunur.
Koruyucu maddeler yumurtaların kabukları üzerine,
bulundukları atmosfere ya da ambalaj ve taşıma kaplarına uygulanır. Bu
maddelerin kullanım amaçları içersinde yumurta kabuğunu kuru tutmak, yumurta
içersine oksijen girişini ve yumurtadan karbondioksit ile nem çıkışını
azaltmak sayılabilir. Parafinle kaplama, kabuğun yağlanması buna örnektir.
Yumurtaları kuru tutmak için tuz, kepek, kireç, kül kullanımı eskiden beri
uygulanmaktadır. Yumurtaların sodyum silikat solusyonuna veya sönmemiş kireç
soluyonuna daldırılması da uygulanan metodlar arasındadır. Bu solusyonlar
alkali özelliklerinden dolayı inhibe edici etki gösterirler. Diğer inhibe
edici kimyasal maddeler olarak borat, permanganat, benzoat, salisilat,
format vb. denenmiştir. Yumurtaların yıkanmasında germisidal etkili olarak
hipokloridler, asitler, formalin, quaterner amonyum bileşikleri,
deterjan-dezenfektan kombinasyonları da denenmiştir. Yumurtaların
depolanmadan önce etilen oksit ile fumigasyonunun bakteriel bozulmalara
karşı etkili olduğu belirtilmiştir.
1.
anonim(1980)
National Research Council Recommended Ditary Allowances ,9th. Ed.
National Academy of sciences,Washington,D. C.
2.
Frazier,W. C. ;
Westhoff, D. C.
(1978)Food Microbiology. Mc g aw-Hill Publishing Company Limited,New Delhi.
3.
GEORGE, G. , MOUNTNEY,D. (1981) Poultry
Products Technology. The Avi Publishing Company, INC, Westport ,Connecticut.
4.
HASİPEK,S. AKTAŞ,N. (1997) Türkiye’deki
Tavuk Ürünlerinin İnsan Beslenmesindeki Yeri ve Önemi. YUTAV 97 Uluslararası
Tavukçuluk Fuarı ve Konferansı, 14-17 Mayıs 1997, İstanbul.
5.
HUNTON,P. (1993) Why Consumers are really
Healty People. Poultry International ,July, 1993, 48-50.
6.
İNAL,T. (1992) Besin Hijyeni,
Hayvansal Gıdaların Sağlık Kontrolu. Final Ofset, İstanbul.
7.
Johnson,A.
H. ;Peterson,M. S. (1974)Encyclopedia of
food Technology, Vol. 2. the AVI Publishing Company Inc.
Westport , Connecticut.
8.
LABUZA,P. T. , 1982, “Self-Life Dating of
Foods”, Food and Nutrition Press Inc. Westport, Connecticut USA.
9.
MOUNTNEY,G. J. (1975) Poultry Products
Technology,The AVI Publishing Company,Inc, Westport, Connecticut.
10.
NEIL Mc J. , 1976: Kümes hayvanlarının kesim işlemi, Lalahan Zootekni Arş.
Enst. Yayın no: 46, Ankara.
11.
ÖZEN,N. ,1986. “Tavukçuluk”, Ondokuz
Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Samsun.
12.
STADELMAN,W. J. , OLSON,V. M. , SHEMWELL,G. A. , PASCH,S. (1988) Egg and
Poultry- Meat Processing. Ellis Harword Ltd. Chiester, England.
13.
TEKİNŞEN,O. C. (1980) Yumurta. Ongun Kardeşler Matbaacılık Sanayi, Ankara.
14.
TSE 1986. “Tavuk Gövde Eti Standardı”, TS. 2409, Türk Standartları
Enstitüsü, Ankara
15.
TSE 1990. “Etlik Piliç Standardı”, TS. 8474, Türk Standartları Enstitüsü,
Ankara
Başa dön
|