|
BESLENMEDE YUMURTA'NIN
ÖNEMİ
Beslenme insanlığın en temel
gereksinimlerinin başında gelmektedir. Dünya nüfusunun hızla
artması, gelişen teknolojiye bağlı çevre kirliliği ekonomik
güçsüzlük ve eğitim yetersizliği beslenme sorunlarını
derinleştirmekte ve güvenli gıda teminini zorlaştırmaktadır. Bütün
gelişmiş ülkelerde, gıda konularında öngörülen temel ilke;
Tüketicinin sağlıklı ve nitelikli gıdalarla beslenerek sağlığının
korunması ve gıda alımında aldatılmasının önlenmesidir.
Sadece hayvansal gıdalardan
sağlanabilen Besin öğelerinin yetersiz alımı, öğrenme yeteneğinde
azalma, zihinsel gerilik, enfeksiyon hastalık riskinde artış, düşük
çalışma kapasitesi, körlük ve prematüre ölümlere neden olarak
büyüme, gelişme ve yaşam kalitesi açısından yarattığı kötü etkiler
ile ulusların sosyal ve ekonomik potansiyelinde önemli kayıplar
yaratmaktadır.
Tavuk eti ve yumurtanın tüketilmesi
belki insanlık tarihi kadar eskidir. Ancak tavukların kesilmesi ve
tüketime hazır hale getirilmesi yöntemi uygarlığın ve kültürün
gelişmesine paralel olarak değişim göstermiştir. Tavukçuluk
hayvancılık sektörü içinde başka hiçbir hayvancılık kolunun
gelişmediği kadar hızlı gelişerek bugünkü endüstriyel yapısına
kavuşmuştur. Tavukçuluktaki bu gelişmeler yem sanayini de teşvik
ederek hızlı bir gelişmeye zorlamış, hatta kümes yapımı ve
ekipmanları, kesimhane araç ve gereçleri imalatı, yem hammaddeleri
ve yem katkı maddeleri ile aşı ve ilaç yan sanayisindeki gelişmeleri
beraberinde getirmiştir. Tavukçuluktaki bu hızlı gelişmeye rağmen
ülkemizde yumurta üretimi ve tüketimi gelişmiş ülkelerden oldukça
geridedir.
Gelişmiş ülkelerde kişi başına yumurta tüketimi ortalama 250 adet,
tavuk eti tüketimi ortalama 20kg dır. 2002 yılı itibariyle ülkemizde
ise kişi başına yumurta tüketimi 113 adet, tavuk eti tüketimi ise
10.3 kg dır. Bu sonuçlar göstermektedir ki tavukçulukta üretimi iki
katına çıkarmamız gerekmektedir.
İnsan beslenmesi açısından önemli bir
yer tutan hayvansal proteinin temininde stratejik bir konuma sahip
olan yumurta, sürekli olarak gerileyen kırmızı et üretiminden doğan
açığı kapatma konusunda da özel bir öneme sahiptir. Buna rağmen Beş
Yıllık Kalkınma Planlarının hayvancılık bölümlerinde bugüne kadar
kanatlı sektörü için somut bir gelişme hedefi belirlenmemiş,
hayvansal protein açığının kapatılması konusunda taşıdığı önem
gözardı edilmiştir. Kanatlı eti endüstrisindeki gelişmeye rağmen
yumurtada paralel bir gelişme görülmemektedir. Dünyada yumurta
sanayi oldukça gelişmiş ve sektörün istikrarının teminatı
durumundadır.
Yumurta ürünleri, bir çok gıdaların
hazırlanmasında (mayonez yapımı, pastacılık, makarna üretimi gibi)
vazgeçilmez girdiler olarak kullanılmaktadırlar. Yumurta sektörü
gerek Türkiye'de çok istikrarsız bir gidiş sergilediği için gerekse
istikrarın korunmasında bir anahtar niteliği taşıması özelliğinden
dolayı yeni plan döneminde yumurta sanayinin geliştirilmesine özel
önem verilmesi gerekmektedir.
Hayatın
Kaynağı Yumurta
Yumurta;
binlerce yıldır bilinen, ucuz, dünyanın her yerinde rahatlıkla
üretilebilen, çok çeşitli şekillerde ve kolayca pişirilip
tüketilebilen, lezzetli ve besleyici değeri çok yüksek bir besindir.
Uygarlığın başlangıcından bu yana; yumurta, yaşam sembolü ve
verimlilik olarak değerlendirilir. Hatta bazı filozoflar, yumurtayı;
dünyanın ve dört elementin sembolü olarak görür. Dışındaki kabuğunun
yerküreyi ve toprağı; beyazının suları; sarısının ateşi; sonundaki
boşluğun havayı temsil ettiğini düşünürler. Erken dönem
Hıristiyanlık inancında, yeniden doğuşun sembolü olan yumurta, katı
ve sert olarak pişirilip dekore edilerek Paskalya Yortusu'nda hediye
olarak verilmiştir.
Yumurtanın %12'si kabuktan meydana gelir. %58'ini beyazı, %30'unu
sarısı oluşturur. Sarı bölüm, "chalaza" denilen çiftdokulu bir zar
tarafından çevrelenir. Bu zar, aynı zamanda yumurta yuvarlağının
sonunda bir hava balonu oluşturur. Yumurta tazeliğini kaybettikçe,
bu alan artar. Yumurta sarısı, beyaza göre daha az sabittir ve
yüksek ısıda sertleşir. Sarı bölümle su molekülleri birbirinden
kolaylıkla ayrılır ve sarı katılaşır. Yumurtanın beyazı ise elastik
bir yapıya sahiptir. Beyazda bulunan elastik duvarlar, pişirilip
hücreler ısındığında genişler.
Bütün
yumurtalar, boyutlarına göre sınıflandırılır. Market standartlarında
7 çeşit mevcuttur. En büyük olan birinci sınıf 70g ve en küçük olan
yedinci sınıf 45 g'dır. Yumurtalar; A, B, C olarak kalitesine göre
kategorize edilip, paketleme tarihi üzerine basılarak kartonlanır. A
yüksek kalitede, B orta kalitede, C sadece yemek endüstrisinde
kullanıma uygun yumurtaları ifade eder.
Yumurtanın tazeliğini belirleyen göstergeler bulunur. Yumurtanın
kabuğu temiz, düzgün görünüşlü, yeterli kalınlıkta ve az pürüzlü
olmalıdır. Taze yumurta; sıkı, ince ve sarıyı destekleyecek şekilde
olmalıdır. Yumurtanın tazeliği, en iyi kırıldığında anlaşılır. Taze
yumurta kırıldığında, yumurta akı ve sarısı tamamıyla yayılmaz ve
birbirine karışmaz. Yumurta sarısı yüksek görünümdedir. Yumurtaların
tazeliğini koruyan en önemli faktör muhafaza koşullarıdır. Çatlak ve
kırık yumurtalar satın alınmamalıdır. Bu yumurtalar tazeliğini daha
çabuk kaybedip, bozulur. Mikroorganizmaların üremesi için uygun bir
ortam oluştururlar. Yumurtalar, büyük miktarlarda ve uzun süreli
kullanımlarda 9 aya kadar dondurulabilir, fakat kullanılmadan önce
kapalı kaplarda buzları çözülmelidir.
Normal
koşullar altında da yumurtalar, buzdolabında bekletilmeli ve
kullanılacak miktarı dışarı çıkarılmalıdır. Ev şartlarında yumurta
buzdolabında (0-5 °C'de), çabuk bozulmasını önlemek için alınan
orjinal karton kutusu içerisinde, yıkanmadan saklanmalıdır.
Yıkandığı takdirde doğal koruyucu tabakasını kaybeder. Bu nedenle,
yumurta kullanılacağı zaman yıkanmalıdır. Ayrıca yumurtalar,
sonundaki boşluk yukarı gelecek şekilde bekletilmelidir. Böylece,
sarı bölüm, beyazın ve hava boşluğunun üstünde dinlenebilir.
Yumurtaların, iyi kaliteli olma özelliğini kaybetmeden, 3-4 hafta
içerisinde tüketilmesi gerekir. Yumurta içeren bütün tariflere,
pişirilme işlemi uygulanmalıdır. Çiğ yumurtanın hem sindirimi
güçtür; hem de mikroorganizmaların bulaşma riski vardır.
Yumurta
içeren ve yumurta açısından zengin yiyecekler, hazırlanma
sürelerinin haricinde, 2 saatten fazla buzdolabının dışında
tutulmamalıdır. Yumurtalı yemekler hazırlanmadan önce ve sonra
ellerin, kullanılacak kapların, araçların yıkanması gereklidir. Çiğ
yumurtalar, temiz kaplara kırılmalıdır. Yumurtanın pişirilme
suresinin iyi ayarlanması gereklidir. Örneğin. yumurtayı haşlama
süresi uzarsa ve yumurta bayatsa sarıdaki demir, beyazdaki sülfür
ile birleşerek yumurta sarısının etrafında yeşil bir halka oluşturur
(demir-sülfür halkası).
Uzun süre pişirilen yumurtaların sindirimi güçleşir ve uygulanan
pişirme yöntemine göre B grubu vitaminlerde kayıplar oluşur.
Birçok insan gibi siz de egzersiz yapmanın yararını biliyorsunuzdur.
Amerikalılar düzenli olarak yapılan spor ile yaşam süresinin
uzatabileceği, kilo alımının kontrol edilebileceği ve kronik
hastalık riskinin azaltılabileceği konularında bilinçlidirler.
Herkesin, özellikle aktif insanların
diyetlerinde üç temel besin maddesi uygun miktarlarda bulunmalıdır.
Bu bağlamda günlük kalori ihtiyacının %55-60 kadarının
karbonhidratlardan, en çok %30'unun yağlardan (%10'un altında
doymuş, %10'dan daha az tekli doymamış ve geri kalanı ise doymamış
yağlardan) diğer %10 kadarının ise proteinlerden sağlanması
önerilmektedir.
Karbonhidrat, yağ ve proteinlerin
uygun miktarları vücut için optimal enerji verirler. Enerji
artışında ve vücut direncinin korunmasında etkili olan ve
yiyeceklerde bulunması gereken diğer anahtar besin maddeleri tabloda
gösterilmiştir.


Yumurta
;binlerce yıldır bilinen ,dünyanın her yerinde rahatlıkla
üretilebilen , ucuz , çok çeşitli şekillerde ve pratik bir şekilde
pişirilip masalarımıza sunulabilen ,lezzetli ve besin değeri yüksek
bir besin kaynağıdır. Yumurta ,yer yüzünde anne sütünün haricinde
insan vücudunun ihtiyacı olan tüm besin öğelerini içinde bulunduran
tek besin kaynağıdır. Yumurta A,D,E ve B Grubu vitaminleri ile
diğer vitaminleri önemli ölçüde bünyesinde içerir.
Protein
değeri düşük olan sebzeleri pişirirken yumurta kullanılması,
protein, vitamin ve mineral açısından dengeli karışımların
oluşmasını sağlıyor. Tahıl grubundaki besinlerle tüketildiğinde ise,
protein değeri artırılmış oluyor.
Yumurta
A, D, E vitaminleri ile B grubu vitaminlerinin önemli kaynağıdır.
Yumurtanın sarısında bulunan A vitamini gözün iyi görmesi, kemik
gelişimi ve sağlıklı dişler için gereklidir. Vücut hücrelerinin
gelişmesine yardım eder. Solunum ve sindirim sisteminin sağlıklı
olmasını ve enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar.
D
Vitamini ,insan vücüdunda kalsiyum kullanılmasına yardımcı olur.Bu
vitamin besinlerde sınırlı miktarda bulunur,deride güneş
ışınlarından sentezlenir.Yumurta sarısı, D vitamini sağlayan birkaç
besinden biridir.Güneş ışınlarından yeterince yararlanırsa ve
yumurta tüketilirse özellikle çocuklarda D vitamini eksikliğine
bağlı kemik bozuklukları oluşmaz.
Yumurta, E vitamininden zengindir. E vitaminin en önemli özelliği
olan antioksidan (oksidasyonu önleyici) etkisinden dolayı,
vücudumuzu zararlı maddelere karşı korur.
B grubu
vitaminler bazı besin öğelerinin vücutta enerjiye çevrilmesi için
gereklidir. Yumurta özellikle riboflavin (B2 vitamini) açısından
zengindir. Bu vitamin deri ve göz sağlığı için de gereklidir.
Yumurta
yağının çoğunluğu, doymamış yağ asitlerinden oluşmuştur. Kalp-damar
hastalıkları için risk faktörü olan doymuş yağ asitlerini, yumurta
düşük oranda içerir. Ayrıca yumurta yağının bileşiminde yağda eriyen
vitaminleri ve insan vücudunda yapılamayan esansiyel yağ asitlerini
de tüketmiş oluruz. Bu nedenle çocuklara yağ yedirmek yerine bu
esansiyel öğeleri içeren yumurta, süt v.b. besinleri vermeyi tercih
etmeliyiz.
Yumurtanın sağlıklı bir şekilde tüketilmesi için saklama ve pişirme
ilkelerine dikkat edilmelidir.
Yumurta,
demir ve çinko gibi beslenmemiz açısından önem taşıyan birçok
minerali içerir. Demir, kan yapımı için gereklidir. Vücudun
kendisini hastalıklara karşı korumada geliştirdiği, mikroplarla
savaşta rolü olan bağışıklık sisteminde işlevi vardır. Demir
yetersiz alındığında anemi (kansızlık) oluşur. Vücut direnci
azalacağından enfeksiyon hastalıklarına sık rastlanır. Çocukların
öğrenme yeteneği ve okul başarısı azalır.
Yumurta
çocuk beslenmesinde; özellikle büyüme-gelişme ve bağışıklık
sisteminde rolü olan çinko minerali açısından da iyi bir kaynaktır.
Mineral Değeri ve Yağ İçeriği
Tüm
besinler arasında en kaliteli proteine sahip olan yumurtanın içinde,
proteini insan vücudunda sentezlenemeyen ve kesinlikle besinler ile
dışarıdan alınması gerekli olan "elzem amino asitleri" yeterli ve
dengeli miktarlarda bulunuyor. Sindirilebilirliği yüksek olduğu
için, tamamına yakını vücut tarafından kullanılıyor ve vücut
proteinlerine dönüşebiliyor. Bu özelliğinden dolayı da, diğer
besinlerin protein kalitesinin hesaplanmasında da kullanılıyor.
Yumurtada proteinden elde edilen fayda yüzde 93.7 iken, bu değer
sütte yüzde 84.5, balıkta yüzde 76, sığır etinde de yüzde 74.3'te
kalıyor.
Yumurta
proteini insan vücudunda sentezlenemeyen ve kesinlikle besinlerle
dışarıdan alınması gereken aminoasitler yeterli ve dengeli
miktarlarda yer alıyor ve çok yüksek oranda sindirilebiliyor.
Yumurtadaki proteinden elde edilen fayda yüzde 93.7 iken, bu değer
sütte yüzde 84.5, balıkta yüzde 76, sığır etinde yüzde 74.3'te
kalıyor. Yeterli ve dengeli beslenmede, özellikle mental ve fiziki
yönden hızlı büyüme ve gelişme döneminde olan çocukların, protein
tüketimlerinin en az yarısının hayvansal kaynaklı olması öneriliyor
ve çocuk beslenmesinde örnek protein kaynağı olan yumurtanın tercih
edilmesi önem kazanıyor.
Yumurta,
zengin proteinin yanı sıra başta A, D, E ve B grubu vitaminler olmak
üzere çok sayıdaki vitamin türünü yüksek oranda içeriyor.
Sarısındaki A vitamini, gözlerin iyi görmesine, kemik gelişimi ve
sağlıklı dişler için gerekli vücut hücrelerinin gelişmesine, solunum
ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasına ve enfeksiyonlara karşı
korunmasına katkı sağlıyor. Eksikliği çocuklarda kemik
bozukluklarına yol açan D vitamini açısından yumurta, deride güneş
ışınlarından sentezlenen bu vitamine sahip bir kaç besin arasında
yer alıyor. Yumurtayla alınan D vitamini vücudun diğer besinler
yoluyla alınan kalsiyumu kullanmasına da yardımcı oluyor. İnsanların
ihtiyacı olan 13 vitamin ve minerale sahip olan yumurtadaki E
vitamini, vücudu zararlı maddelere karşı koruyor. B grubu vitaminler
ise bazı besin öğelerinin enerjiye çevrilmesine katkı yapıyor.
Yumurta, deri ve göz sağlığı için gerekli olun B2 vitamini açısından
da oldukça zengin bir ürün olarak biliniyor.
Yumurta,
demir ve çinko gibi sağlık için gerekli minerallerce de zengin besin
kaynağı. Demiri yetersiz alanlarda kansızlık ortaya çıkıyor. Ayrıca,
demirin büyüme, gelişme ve hastalıklardan koruma faydası var. Demir
yetersizliği, çocukların öğrenme yeteneğini ve okul başarısı
azaltıyor. C vitamini içermemekle birlikte, C vitaminli ürünlerle
tüketildiğinde bu ürünlerdeki demirin daha yüksek oranlarda
emilmesini sağlıyor.
Özellikle büyüme, gelişme ve bağışıklık sisteminde rolü olan çinko
minerali açısından da iyi kaynak olan yumurta, düşük enerji
içeriğine karşın bir çok önemli besin ögesini yüksek oranda
barındırıyor ve bu özelliği nedeniyle besleyici değeri yüksek besin
olarak değerlendiriliyor. Hayvansal kaynaklı besin olmasına rağmen
yumurtanın yağ içeriği düşük. Bir yumurtada bulunan 4.5 gram
dolayındaki yağın 1.5 gramı doymuş, kalanını doymamış yağ asitleri
oluşturuyor. Yumurta, kalp-damar hastalıkları için risk faktörü olan
doymuş yağ asitlerini düşük oranda
içeriyor.
Yumurta Kolesterolü Artırır mı?
Bir
yumurta sarısında 213 miligram kolesterol bulunuyor, beyazında ise
kolesterol ve yağ bulunmuyor. Yüksek kolesterol içeriğine sahip
besin olması nedeniyle yıllarca kötü bir ünle anılan yumurta, yanlış
bilgiler nedeni ile tüm diyetlerden uzak tutuluyor ve korkularak
tüketiliyor. Oysa, kan kolesterol içeriğine sahip besin olması
nedeniyle yıllarca kötü bir ünle anılan yumurta, yanlış bilgiler
nedeni ile tüm diyetlerden uzak tutuluyor ve korkularak tüketiliyor.
Oysa kan kolesterolünün büyük bir kısmı vücut tarafından yapılıyor.
İnsanlar ve tüm hayvanlarda vücutta sentezlenen yağ benzeri bir
madde olan kolesterol; sinir liflerinin yalıtımı, hücre duvarı
bütünlüğü sağlanması, D vitamini sentezi, çeşitli hormonların ve
sindirim salgılarının oluşumu için gerekiyor. Kan kolesterol
seviyesinin düzenlenmesinde, genetik, yaşam biçimi ve beslenme
şeklinin önemli kriterler olduğu bilimsel çalışmalarla ortaya
konuldu. Doymuş yağlar, kan kolesterol düzeyine yüksek kolesterollü
diyetten daha fazla etkide bulunuyor. Bu nedenle beslenmede,
kolesterolden çok, toplam yağ miktarı ve doymuş yağ asitleri oranına
dikkat edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla düşük yağlı diyet tüketen
bireylerin her gün bir yumurta yemesinde sakınca bulunmuyor.
Kolesterol metabolizması bozukluğu olmayan, yeterli ve dengeli
olarak tüm besin gruplarından tüketen, ideal vücut ağırlığını
koruyan, fiziksel açıdan aktif olan ve sigara kullanmayanların,
yumurtanın yüksek kolesterol içeriğinden dolayı endişe duymaması
gerekiyor.
Bugüne
kadar kolesterolü arttırdığı savunulan yumurtanın, son yapılan
araştırmalarda, yumurta ile ilgili bildiğimiz 'kolesterol arttırma
özelliğinin', doğru bildiğimiz yanlışlar arasında yer aldığı ortaya
çıktı. Michigan Üniversitesi'nin 15 bin 633 sağlıklı kişi üzerinde
yaptığı araştırmaya göre, normalin 4 misli fazla miktarda yumurta
alınması halinde bile kan içindeki kolesterol seviyesi yükselmiyor.
Yumurta ile ilgili yapılan bu araştırmanın sonuçları değerlendiren
diyet uzmanı Jean Kerver, sonucun şaşırtıcı olmadığını ve aslında
bilim dünyasının bu gerçeğin farkında olduğunu söyledi. Harward
Üniversitesi'nin yaptığı benzer bir araştırma da aynı sonucu verdi.
80 bin kadın ve 38 bin erkek üzerinde yapılan araştırmada, günde en
az bir tane yumurta yiyen yetişkin bir insanda, kolesterol artışı
meydana gelmediği ortaya çıktı.
Sorun Yağlarda
Kalp
krizi ya da damar tıkanıklığı sonucu beyin kanamasına yol açan, kan
içindeki kolesterol düzeyinin yüksekliği ile yumurta arasında
doğrudan bir bağlantı yoktur. Sağlıklı bir insanın günde 300
miligram kolesterol alması gerekir "Yumurtadaki kolesterol miktarı
70 miligramdır. Yani kolesterolün kan içindeki yüksekliğinden
yumurtayı sorumlu tutamazsınız. Gerçek sorun, diğer gıdalardan
alınan yağ miktarındadır. Yağ tüketimine dikkat etmek gerekiyor.
Yumurtaya değil" diye konuştu. Yumurta, protein, A ve E vitamini
zenginidir. "Yumurtadan korkmamak gerekir. Kolesterolü arttırıyor
diye yumurtadan uzak durmak sağlıklı yaşamdan uzak durmaktır"

Kolesterol yağ değildir. Kolesterol insan ve hayvanlarda dokular
tarafından üretilen ve bir çok vücut fonksiyonu için gerekli bir
maddedir. Kan kolesterolü ikiye ayrılır. Bunlardan HDL (iyi huylu
kolesterol) kolesterolün kan dolaşımından uzaklaştırılarak
karaciğere taşınmasında yardımcı olur. LDL (kötü huylu kolesterol)
ise kolesterolün arter duvarlarına yapışmasından sorumludur.
Diyette
bulunan doymuş yağlar, kan kolesterolünün ve özellikle LDL
seviyesinin yükselmesinden sorumludur. Doymuş yağlar sadece
hayvansal gıdalarda değil aynı zamanda hazır gıdaların yapımında
kullanılan hurma yağı, hurma çekirdeği yağı, hindistan cevizi yağı
gibi bitkisel yağlarda da yüksek miktarlarda bulunmaktadır. Bazı
hidrojenize edilmiş bitkisel yağlar da fazla miktarda doymuş yağ
içerir.
Kırmızı
ve beyaz et, deniz ürünleri, yumurta ve süt ürünleri gibi yiyecekler
farklı miktarlarda kolesterol içermektedir. Besin kolesterolü
tüketildiğinde otomatik olarak kan kolesterolüne dönüşmez. Kan
kolesterolünün büyük bölümü vücut tarafından yapılır. Kan
kolesterolü seviyesinin kalp hastalığı riskini artırdığı konusunda
bazı şüpheler vardır. Nitekim yiyeceklerdeki kolesterolün kan
kolesterolünü yükselttiği de kesin olarak ispatlanamamıştır.
Doymuş
yağ tüketimini azaltmanız durumunda kolesterol alımı da düşecektir.
Fakat sadece düşük yağ ve kolesterollü yiyecekler tüketilmemelidir.
Yüksek yağ - yüksek kolesterol içeren besinlerle düşük yağ - düşük
kolesterollü besinler dengelenmelidir. Örneğin yumurta, kalp sağlığı
için yapılan bir diyetten uzak tutulmamalıdır. Hatta kolesterolü
düşürücü diyetlerde bile yumurtaya listelerde yer verilmelidir.
Yumurta,
kolesterol içeren bir besin olması nedeniyle yıllarca kötü bir ün
kazanmış ve kolesterolün oluşturduğu büyük korkuyla da tüm
diyetlerden uzak tutulmuştur.
Çoğumuz
diyet kolesterolünün yüksek kan kolesterolüne neden olduğuna
inanırız. Oysa bu kanının yanlışlığı kesin olarak kanıtlanmıştır. Az
yağlı gıdalarla beslenen insanlarda günde bir veya iki yumurta
tüketimi kan kolesterol düzeyinde önemli bir değişiklik
oluşturmamaktadır. İnsanlarda kan kolesterol seviyesini besinlerdeki
kolesterolün etkilemediğini bunun yerine doymuş yağlara dikkat
etmemiz gerektiğini artık çok iyi bilmeliyiz. Sağlıklı insanlarda
doymuş yağlar, besin kolesterolünden daha büyük bir tehlike
oluşturmaktadır. Bu yüzden kalp sağlığı için uygun bir besin olan
yumurta, besleyici ve zevkli bir diyet modeli olma özelliği
taşımaktadır. Sağlıklı olmak ve sağlığınızı korumak tamamen size
bağlıdır. Genetik, bir insanda kalp hastalığı riskinin olup
olmadığını belirleyen önemli bir faktördür. Aile içinde genetik
yapınızı değiştiremezsiniz ama risklerinizi minimuma indirerek
sağlığınızı kontrol altına alabilirsiniz.
Sigara
kullanmayan, düzenli egzersiz yapan, tansiyon sorunu olmayan, kan
kolesterol seviyesini 200 mg/dl'nin altında tutan kişilerde kalp
hastalığına yakalanma riski azalmaktadır. Kalp hastalığının ortaya
çıkışında etkili olan diğer önemli risk faktörleri ise şeker
hastalığı, genetik yapı ve şişmanlıktır.

Her
anne ve baba çocuğunun sağlıklı olmasını ister. Çocukluk çağındaki
beslenmenin yaşamın ilerki dönemlerinde bireyin sağlık durumu
üzerine etkili olabileceği bilinmektedir. Yine sağlıklı beslenme
alışkanlığı ve besin seçiminin çocukluk döneminde kazanıldığı
unutulmamalıdır.
Yeterli
ve dengeli beslenebilmek için her öğün tüketmemiz gerekli olan
besinlerimizi 4 ana grupta toplamaktayız. Bunlar; süt ve süt
ürünleri, et grubu besinler (Et, yumurta, kurubaklagiller, yağlı
tohumlar) Taze sebze ve meyveler ile ekmek ve tahıl grubu (pirinç,
bulgur vb.) besinlerimizdir.
Süt
grubundaki besinler protein, kalsiyum ve riboflavinden zengindir. Et
grubu besinler proteinin en Zengin kaynağıdır. Demir, çinko ve B
vitaminlerinden zengindirler. Taze sebze ve meyveler vitaminlerin
iyi kaynağıdır (A, C vitamini gibi), Ekme ve tahıllar ise enerji
sağlarlar. Niasin, tiamin gibi B grubu vitaminlerden zengindirler.
Yumurta, et grubu besinler içerisinde yer alan bir besinimizdir.


Yumurta, proteinden zengindir. İnsan
vücudunun yapamadığı, proteinin yapı taşı olan esansiyel
aminoasitleri dengeli oranlarda içerdiği içi tamamı vücut
proteinlerine dönüşebilir. Bu nedenle yumurta, protein kalitesi
yönünden anne sütü kadar değerli bir besindir. Mental ve fiziki
yönden hızlı bir büyüme ve gelişme döneminde olan bebek ve
çocukların protein gereksinmesi daha fazla olduğundan yeterli ve
dengeli beslenebilmek için çocuklarda, tüketilen toplam proteinin en
az yarısının hayvansal kaynaklı olması gereklidir. Diğer protein
kaynakları ile karşılaştırıldığında vücutta kullanılabilirliği ve
gerçekten ekonomik olması nedeniyle yumurta tercih edilmelidir.
Sabah kahvaltısının yapılması yeterli ve dengeli beslenmede önem
taşır. Çocukların, sabah kahvaltısında proteinden Zengin yumurtayı
tüketmesi bir sonraki öğüne kadar dikkat ve öğrenme yeteneklerinin
sürekliliğini sağlayarak okul başarısını arttıracaktır. Çocuklara
düzenli beslenme ve öğün atlamama alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Yumurta satın alınırken kabuğunun
temiz olmasına dikkat edilmelidir. Çatlak ve kırık yumurtalar satın
alınmamalıdır. Unutmayınız ki bu yumurtalar tazeliğini daha çabuk
kaybedip, bozulabilir. Ayrıca mikroorganizmaların üremesi için uygun
bir ortam oluştururlar. Ev koşullarında yumurta buzdolabında
saklanmalıdır. Çabuk bozulmasını önlemek için kullanılacağı zaman
yıkanmalıdır. Yumurtanın tazeliği en iyi kırıldığında anlaşılır.
Taze yumurta kırıldığında yumurta akı ve sarısı tamamıyla yayılmaz
ve birbirine karışmaz. Yumurta sarısı yüksek görülür. Bayat
yumurtanın su ve CO2 kaybı nedeniyle ağırlığı azalır. Tuzlu suya
atılacak olursa taze yumurta dibe çökerken bayat yumurta ise yüzeyde
kalır.
YUMURTANIN
PİŞİRİLMESİ
Yumurta çiğ olarak tüketilmemelidir.
Çiğ yumurtanın hem sindirimi güçtür hem de mikroorganizmaların
bulaşma olasılığı vardır. Ayrıca B grubu vitaminlerinden biotin
vücutta kullanılamaz.
Yumurta kullanılmadan bir sure önce
buzdolabından çıkartılmalıdır. Böylece haşlanırken çatlaması
önlenmiş olur ayrıca kek ve pastalarda kabartıcı özelliğinden
yararlanılabilir.
Yumurtanın pişirilme süresinin iyi
ayarlanması gereklidir. Eğer yumurtayı haşlama süresi uzarsa ve
yumurta bayatsa sarıdaki demir, sülfür ile birleşerek yumurta
sarısının etrafında yeşil bir halka oluşur. Demirin kullanımı
azalır.
Yumurta, kabuklu olarak
pişirildiğinde 4 dakikada beyazı, 12 dakikada tamı katılaşıyor. Çiğ
yumurtanın hem sindirimi güç oluyor, hem de mikroorganizmaların
bulaşma riski artıyor. Yumurtadan bulaşan mikroorganizmalar arasında
en çok salmonella enfeksiyonlarına rastlanılıyor.
Yumurtayı haşlama süresi uzarsa ve
yumurta bayatsa sarısındaki demir, beyazdaki sülfür ile birleşerek
yumurta sarısının etrafında yeşil bir halka oluşuyor. Uzun süre
pişirilen yumurtaların sindirimi güçleşiyor ve uygulanan pişirme
yöntemine göre B grubu vitaminlerde kayıplar oluşuyor. Kayıpları
önlemek için yumurtayı yağa kırma yerine, diğer yöntemler ile
pişirilmesi öneriliyor.
Yumurta
Yumurta,
kızarmış ekmek ve tave meyve suyundan oluşan gerçek bir kahvaltıyı
ne kadar sevdiğinizi bir hatırlayınız. Yumurtanın bazen yağda, bazen
çırpılmış veya sizin sevdiğiniz şekilde hazırladığı bir kahvaltı.
Aileden herkesin masa başında oturup sohbet ettiği bir öğün ve
lezzetli yumurtalar. Günümüzde gerçek bir kahvaltıyı sadece hafta
sonlarında yapabilsek de, yumurta yoğun programımızda yer alabilir.
Çok yönlü kullanılabilen yumurta kahvaltı veya öğleye yakın yapılan
kahvaltılar ile öğle ve akşam yemekleri için uygun bir besindir. En
basit haliyle çırpılmış bir yumurta veya omletten, akşam yenen zarif
bir yemek veya sufleye kadar her yemeğin yapısına girerek onlara
lezzet verir. Yumurta bütün bunların dışında tatlı ve çorba
yapımında, hamur işlerinde mayalandırma, köpük elde etme,
koyulaştırma, süzme ve cilalama gibi işlerde de kullanılır.
Görüldüğü gibi yumurtasız kekleri ve güzelim çorbaları yapmak çok
zor olacaktı. İşte bu nedenlerle büyük bir aşçı yumurtayı bir arada
tutan çimentoya benzetmiştir.
Neden bugün lezzetli ve herkesin sevdiği bir yumurta
yemiyorsunuz.

Yumurtanın yumuşak ve lezzetli olması, bu değerli besine kolay
çiğnenebilen ve sindirilebilen bir özellik kazandırmaktadır. Bu
nitelikleri ile yumurta her yaştan insanlar tarafından
tüketilebilir. Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteine sahip olan
yumurta, aynı zamanda çok çeşitli besleyici öğeyi de bünyesinde
bulundurmaktadır. Bu değerli besinin enerji içeriği ise sadece 70
kaloridir. Düşük kalori içeriği, buna karşılık yüksek besleyici
değeri ile yumurta yoğun bir besleyici güce sahiptir.
Yumurta düşük enerji içeriği ile
kilosuna dikkat edenleri, yüksek besleyici değeri ile de bebek ve
yaşlıların diyetleri için mükemmel bir uygunluk gösterir. Yumurta
sağlık için gerekli olan birçok besin için yaşamsal öneme sahip
lutein ve zeaxanthin kapsamaktadır. Yumurtada bulunan choline beyin
fonksiyonlarınn yerine getirilmesinde önemli rol oynar. Yumurta akı
ile sarısı değerli proteinle birlikte, C vitamini hariç birçok
vitamin ve bir dizi mineral içerir. Bu besleyici ögelerin tümü
vücudumuzun korunmasını, tüm fonksiyonlarını yerine getirmesini
sağlar ve dokuları onarır. Sadece 140 kalori içeren iki adet
lezzetli yumurta aynı zamanda, aşağıda belirtilen besin maddelerini
sağlar.

Günlük
2000 kalorilik bir diyet baz alınarak yapılan hesaplamada; büyük bir
yumurta 4.5 g yağ (günlük ihtiyacın %7.5'ı), 1.5 g doymuş yağ
(günlük ihtiyacın %8'i) ve 215 mg kolesterol (günlük miktarın %71'i)
içerir.
Yumurta sarısı yoğun bir diyet
kolesterol kaynağı ve orta yağlı bir yiyecek olarak Kabul edilirse
de son yıllarda yapılan çalışmalarda dengeli bir diyete iki yumurta
katlımsanını normal veya biraz yüksek kan kolesterolü düzeyine sahip
kadın, erkek, genç ve orta yaşlılarda kan kolesterolünü önemli
derecede etkilemediği ortaya konulmuştur. Yumurta akı yağ ve
kolesterol içermemektedir. Araştırmalar her türden besinlerdeki
doymuş yağların kan kolesterol düzeyinin yükselmesinde çok önemli ve
kritik role sahip olduğunu göstermektedir.
|
|
|
|
Vitamin A |
%12 |
|
Tiyamin |
%16 |
|
Vitamin B12 |
%16 |
|
Riboflavin |
%30 |
|
Vitamin B6 |
%8 |
|
Fosfor |
%16 |
|
Protein |
%20 |
|
Folik asit |
%12 |
|
Vitamin D |
%12 |
|
Çinko |
%8 |
|
Vitamin E |
%6 |
|
Demir |
%8 |

Böylesine lezzetli ve besleyici bir besine doğal olarak yüksek
meblağın ödenmesi beklenir. Oysa yumurta bütün bu avantajlarına
karşın çok ucuzdur. Süpermarketteki en yüksek kaliteli proteine
sahip olan yumurta çok ucuz besindir. Başka bir ifade ile altın
değerindeki bu protein diğer hayvansal besinlerdeki proteinlerle
karşılaştırıldığında gerçekten çok ucuzdur. Yumurta proteininin
tamamının akında bulunduğu şeklindeki bilgi doğru olmayıp proteinin
%45'i sarısında ve geriye kalan %55'i akında yer alır.

-
Bütün bozulabilen gıdalar gibi
yumurta da dikkatle saklanmalıdır. Uygun bir şekilde saklayıp
hazırladığınızdan emin olmak için şu önerileri uygulayın.
-
Yumurtaları buzdolabında satışa
sunan bir marketten alın.
-
Yumurtaları, yumurta karışımlarını
ve yumurtadan yapılmış yemekleri 2 saatten fazla oda sıcaklığında
tutmayın.
-
Yumurtaları karton kutularda
buzdolabının kapısında değil içerisinde saklayın.
-
Yumurtayı her tarif için kullanın.
Temel yumurta yemekleri için yumurtanın akı tamamen katılaşana ve
sarısı kalınlaşmaya başlayıncaya kadar, ancak çok katılaşmadan,
pişirin.
-
Kalanları sığ kaplarda buzdolabında
saklayın ve 2 gün içerisinde tekrar ısıtıp tüketin.
-
Taze yumurtaları paketleme
tarihinden itibaren 4-5 haftada veya satın alma tarihinden
itibaren 3-4 hafta içerisinde kullanın. Katı kıvamda pişirilen
yumurtayı bir haftada tüketin.
|