|

İÇİNDEKİLER
Kurban gerek fert, gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan
mali bir ibadettir. Kurban insanlar arasında sevgi ve dayanışma
ruhunu güçlendirir. Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve
dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine
katkıda bulunur. Özellikle et satın alma imkânı bulunmayan veya çok
sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda kurbanın bu rolünü
daha belirgin biçimde görmek mümkündür. Ülkemizde kişi başına et
tüketimi sadece kurban bayramlarında gelişmiş ülkeler düzeyine
çıkabilmektedir. Ülkemizde hayvan kaynaklı gıda üretiminin yetersiz
ve üretilenlerin de son derece pahalı, toplum katmanlarını oluşturan
gruplar arasında gelir dağılımının son derece adaletsiz ve böylece
satın alma gücünün çok zayıf olması sebepleriyle, çoğu insanımız
için kurban beklenen bir müjdeci gibidir.
Çevre sağlığının bilincine varılmış olan günümüzde, kurbanlık
hayvanların sokaklarda dolaştırılmaları, meydanlarda bekletilmeleri,
satın alınan hayvanların evlerin bahçelerinde, balkonlarda
tutulmaları ve bu yerlerde kesilmeleri halk sağlığı açısından ciddi
tehdit oluşturmaktadır. Bu durum halk sağlığı açısından büyük
sorumsuzluktur.
Ülkemizde, uzun yıllar kurbanlık hayvanların alımı, satımı,
kesimden önce ve sonra muayenesi yasal uygulamaların dışında
bırakılmıştır. Bu nedenle Kurban Bayramında pazarlanan ve kesilen
hayvanlar, hastalıkların yayılması bakımından önemli bir sakınca
oluşturmaktadır. Ancak Bakanlar Kurulu’nca 24/10/2001 tarihinde
“Kurban Hizmetlerinin” Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesi
kararlaştırılmıştır. Bu karar ile; Kurban Bayramında ibadet
maksadıyla kurban kesmek isteyen vatandaşların kurbanlarını dini
hükümlere, sağlık şartlarına ve çevre temizliğine uygun bir şekilde
bizzat kesmelerine veya vekalet yoluyla kestirmelerine yardımcı
olmak ve kurban kesilecek yerleri belirlemek için gerekli usul ve
esasları düzenlenmiştir.
Bu yıl kurban bayramı boyunca yaklaşık 2 milyon adet büyük ve
küçükbaş hayvan kesilmesi beklenmektedir. (12 milyon aileden %17’lik
bölümünün kurban kestiği tahmin ediliyor) Sadece kurban satışında
yaklaşık 300 trilyonluk bir iş hacmi oluşuyor.
Kesim sırasında elde edilen kan, mide ve bağırsak içeriği ile
sakatatlar yönünden önemlidir. Bu maddelerin gelişi güzel bir
şekilde çevreye atılmaması; akar sulara dökülmemesi gerekir.
Atıkların taşıyabilecekleri çeşitli hastalık etkenleri ile bu
ortamlar kirletilebilir ve bulaştırılabilir. Parazitli karaciğer,
akciğer gibi organlar köpek, kedi gibi hayvanlara verilmemelidir.
Kan, mide-bağırsak içeriği ve tüketilmeyecek karaciğer, akciğer gibi
organ veya organ kısımları toprak altına derin bir şekilde gömülerek
imha edilmelidirler.
Şehirleşme ve apartman hayatının getirdiği sorunlar sebebiyle,
kurbanın bilhassa sağlık yönü kentlerde daha fazla önem kazanmıştır.
Kasaplık hayvanların satılacağı pazar yerlerinin kurulması,
satılacak hayvanların veteriner hekimler tarafından sağlık ve
gebelik yönlerinden muayene edilmesi, şehir ve apartman hayatının
bir sonucu olarak sağlıklı kesim yapılacak yerlerin belirlenmesi
yerel yönetimlerce sağlanmalıdır.
Kurbanlık hayvanların alım ve satımları,Tarım ve Köy işleri
Bakanlığı ile il ve ilçelerde yerel yönetimlerce belirlenen hayvan
pazarları; sorumlu veteriner hekimi bulunan kasaplık-besi hayvan
yetiştiricileri gibi yerlerden alınmalıdır. Bu yerlere çeşitli
yörelerden getirilen kurbanlık hayvanlarda menşe şehadetnamesi
aranmalıdır. Buralarda satışa sunulan hayvanlar mutlaka veteriner
hekim kontrolünden geçirilmelidir. Kesime uygun olmayan halk
sağlığını tehdit edebilecek hayvanların satışına izin
verilmemelidir. Hayvan pazarlarına hayvanlar Menşei ve sağlık
raporu (3285 sayılı kanunun 22 nci maddesi) ile getirilirler; bu bir
yönüyle kaynağın ve sağlığın güvencesi durumundadır. Ayrıca, pazara
getirilecek olan sığırlarda kulak numarası ve kimlik belgesi
istenmesi bu yönden yararlı olacaktır. Hayvan pazarları gibi
veteriner hekim kontrolü altında bulunan yerlerde canlı muayenesi
yapılmış, sağlıklı ve gebe olmayan hayvan temini söz konusu
olacaktır.
Kurban satış yerlerinin insan ve çevre sağlığı ve güvenliği ile
hayvan haklarına değer verilerek yürütülebilmesi için aşağıdaki
şartların bulunması gerekir.
1-
Kurbanlık hayvanların araçlara bindirilmesi ve indirilmesi için,
satış yerlerine yakin uygun rampalar ve etrafı hayvanların kaçmasını
önleyecek şekilde korkuluklarla çevrili güvenlik tedbirlerinin
alınmış olması, ayrıca kurbanlık hayvanların taşındıkları araçlardan
indirilmesi veya taşınacakları mahalden araçlara bindirilmesinin bu
yerlerde yapılmasının sağlanması,
2-
Büyükbaş hayvanların yularlarının bulunması ve boyunlarındaki
iplerinin yeterince sağlam ve uzun olması,
3-
Kurbanlık büyükbaş hayvanların nakli sırasında ilgililerin konu
hakkında tecrübesi bulunan yeterli eleman bulundurması,
4-
Kurban satış yerlerinde; yetiştirici, satıcı, alıcı ve diğer
vatandaşların sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yerlerin
(su, tuvalet, kapalı oturma yerleri..vb) olması,
5-
Kurbanlık hayvanların satış yerlerinin, etrafı branda ile
çevrili, üstü kapalı ve hayvan sağlığına elverişli olması,
6-
Satış yerlerinde oluşan hayvan atik ve pisliklerinin
belediyelerce günlük olarak alınması ve temizliğinin muntazam
yapılması,
7-
Kurban satış yeri zemininin kuru ve temiz tutulması.
Hayvanların kesilmeden önce muayenesi etlerin insan
gıdası olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceklerini
saptamak amacıyla yapılır. Bazı hastalıkları tanımlayabilmek
ancak hayvan canlı iken gösterdikleri topallık, felç,
belirli vücut hareketleri ve durumları veya genel
durumlarında görülen değişiklikler ile belirlenebilir. Kurbanlık
hayvan satın alırken hayvanın genel durumu ve genel görünüşü iyice
gözden geçirilmelidir. Çünkü çeşitli hayvan hastalıkları ette fazla
değişiklik yapmadıkları halde, canlı hayvanda klinik belirtilerle
daha kolay teşhis edilirler.
Kesim öncesi muayene hayvan ayakta dururken , hareket
halindeyken ve sakinken yapılmalıdır. şu noktalara dikkat
edilmelidir:
Eğer hayvanda yüksek ateş, iştahsızlık, öksürük, nefes güçlüğü,
yutmada zorluk,ağız burun akıntısı, kısmı veya genel felç, vücutta
şişlikler, cinsiyet organları ve memede kötü kokulu akıntılar varsa
hastalıktan şüphe edilmelidir. Bu ve benzeri durumlarda böyle
hayvanlar satın alınmamalı veya kesin karar veteriner hekim
kontrolünden sonra verilmelidir.
Hayvan nevileri ve davranışları , hasta ve hasta
olduklarından şüphelenilen hayvanların yaşına dikkat
edilmelidir. Ayrıca aşağıdaki konulara da azami dikkat
edilmelidir.
Ayakta durma ve hareket tarzına,
Beslenme durumuna
Çevreye uyumuna,
Hayvanların postunun, kılının ve yününün durumuna,
Sindirim sistemine (salgı çıkarmasına, geviş getirmesine,
dışkının kıvamına ve rengine )
Ürogenital sisteme, vulva ve meme bezlerine,
Solunum sistemine (burun salgısına, solunum durumuna ),
Yara, şişlik veya ödemlere,
Vücut hareketine,
Kanın bulaşmasına,
Belirli hastalıkların ve semptomların farklı tip hayvanların
farklı uzuvlarında, organlarında gözükmesine
Ayakta yapılan muayene ve kontrollerde;
Sığır tüberkülozu Sığır vebası, şarbon, Sığır brusellozu
yanıkara, şap, kuduz, ateşli hastalıklar ve danalarda dizanteri,
Uyuz, kuduz, Mavi dil, Koyun ve keçi vebası (PPR) Koyun ve keçi
brucellozu, Veziküler stomatitis (Bulaşıcı stomatitis)
aranır.
Kurbanlık Hayvanın;
Ø Bir veya iki gözü kör,
Ø Kulakları kopuk,
Ø Bir veya iki boynuzu kökünden kırık,
Ø Kuyruğunun yarısı kopmuş veya doğuştan kuyruksuz,
Ø Dişlerinin çoğu dökük,
Ø Meme başları kopuk,
Ø Yürüyemeyecek kadar topallığı, olmamalıdır.
Genel sağlık açısından kurban edilecek hayvan;
Ø Durgun ve halsiz,
Ø Aşırı öksürük ve aksırıklı olmamalı,
Ø Gözleri, derisi ve kılları parlak ve canlı olmalı,
Ø Göz, ağız ve burnunda akıntı, olmamalıdır.
Kurbanlık hayvan aşırı zayıf ve gebe olmamalıdır.
a)
Veteriner Sağlık Raporu veya Menşe Şahadetnamesi olmayan,
b)
Küpesiz ve Büyükbaş Hayvan Kimlik Kartı bulunmayan,
c)
Çok zayıf olan,
d)
Gebe olan,
e)
Yeni doğum yapmış olan,
f)
Yüksek ateşi olan,
g)
Çok genç ve etleri olgunlaşmamış olan,
h)
Kılları karışık ve mat halde olan,
i)
Bakışları ve dış görünümü canlı olmayan,
j)
Salya akıntısı bulunan,
k)
Pis kokulu ishali olan,
l)
Pis kokulu burun akıntısı olan
m)
Çevreye karşı aşırı tepkili veya çok duyarsız olan,
Kurbanlık Hayvanların satın alınmaması gerekmektedir
Kurban bayramı süresince tüm mezbaha ve hayvan kesim yerlerinin açık
olması, bireysel veya toplu kesim işlemlerinin kesim yerlerine
yönlendirilmesi ve kesimin deneyimli kişilerce yapılması
sağlanmalıdır. Hayvan kesim yerlerinde aşağıdaki işlemlere
uyulduğunda kurban etlerinin sağlıklı ve tüketici sağlığı yönünden
güvenli olması mümkün olabilmektedir:
-
Kesim yeri temiz olmalı ve akarsu bulunmalıdır.
-
Kesimi yapan kişinin sağlıklı ve temiz olması gerekir; ayrıca, bu
kişi karkastan kendisine bulaşacak hastalıklara (şarbon, bruselloz
gibi) karşı gerekli tedbirleri (eldiven, çizme giyme, kesik-yaralı
el veya parmaklarla etle temas etmemek gibi) almalıdır.
-
Hastalıklı doku ve organların kesimi sırasında kirlenen bıçaklar
sağlam kısımların kesim ve parçalanmasında yeniden
kullanılmamalıdır.
-
Hayvana tutulup yatırılırken veya askıya alınırken işkence-eziyet
edilmemelidir; bu durum kurbanın adabına da uygun değildir.
-
Kesimi mümkünse askıya alarak yapılmalıdır; böylece, kanın iyice
akması ve yüzümün temiz olarak yapılması sağlanır. Yerde yapılan
kanatma esnasında kan akışını arttırmak amacıyla hayvanın üzerine
bastırılarak zorlanmamalı (Aksi takdirde oluşacak negatif basınç
nedeniyle dışarıdan ve sindirim sisteminden birçok mikroorganizma
kolayca ete bulaşacaktır.)
-
İç organlar yüzme işlemini takiben çıkarılmalıdır.
-
Yutak boşaltılmalı, mide-bağırsak, safra ve idrar kesesi ile
uterus çıkarılmalı; hasta ve süt bulunan memeler karkastan
uzaklaştırılmalıdır. Bağırsaklar çıkarılırken mideden ayrılmamalı;
ayrılma durumunda bağırsak ve mide çıkışı bağlanarak içerikle
karkasın kirletilmesi önlenmelidir.
-
Kesim sırasında, kan, bağırsak içeriği gibi maddelerle çevrenin
kirlenmesi engellenmelidir.
-
Tüketilecek sakatatlar temiz bir şekilde çıkarılmalıdır.
-
Kesim ve yüzülme işlemini takiben karkas mümkünse veteriner hekime
muayene ettirilmelidir; böylece, canlı muayene sırasında gözden
kaçan bazı hastalıkların (kist hidatik, şarbon, sarılık,
sarkosporidioz, Q-humması gibi) tanısı konulabilir.
-
Yüzülme işleminin tamamlanmasını takiben, karkas temiz su ile
iyice yıkanmalı, suyu akıtıldıktan sonra parçalanmalı,
dağıtıldıktan ve günlük kullanım için ayrıldıktan sonra varsa
artakalan et kısmı tek seferlik kullanım için ayrı ayrı
paketlenerek soğutucu veya dondurucuya konulmalıdır.
-
Kurban atıkları çöp varillerine atılmamalı, kanalizasyon
kanallarına dökülmemeli, gelişigüzel çevreye atılmamalı, çevre
temizliği ve halk sağlığı açısından bu tür atıklar sokak
hayvanlarının erişemeyeceği şekilde derin çukurlara gömülmelidir.
Sonuç olarak, tüketiciler kurban bayramında sağlıklı bir et
elde edebilmeleri için, kurbanlık hayvanlarını veteriner hekim
kontrolünde satış yapan yerlerden almalı, kesimleri bu konuda
ehliyetli kimselere (tercihen mezbahalarda) yaptırmalı, kesim
sırasında ve sonrasında hijyenik kurallara uymalı, artık organ ve
dokular gelişigüzel atılarak halk ve çevre sağlığı tehdit
edilmemeli, etlerin olgunlaşmasından (kesimden 12-24 saat) sonra
tüketimine geçilmeli ve etler soğukta muhafaza edilmelidir.
Sağlıklı ve temiz bir kesim sonrası kurban
sahiplerinin şu konulara titizlikle dikkat etmeleri gerekir
Ø Kesilen hayvanın karkasının rengi anormal ve tuhaf koku
mevcut mu ?
Ø Kesilen hayvanın kanı koyu renkli ve akışkanlığı az
pıhtılaşmıyor veya rengi normalden açık mı?
Ø Etlerin üzerinde veya kesitinde pirinç tanesi görünümünde
hareketsiz cisimcikler var mı?
Ø Göğüs kafesinde yapışmalar, su toplanması ve inci tanesi
gibi oluşumlar var mı?
Ø Deri altında aşırı kanlanma, morarma ve çürüme bulunuyormu?
Ø Karaciğer büyümüş mü ve yüzeyinde beyaz noktalar görünüyor
mu?
Ø Akciğerlerde aşırı şişlik veya peynirimsi bir görünüm var
mı?
Ø Dalak normalden 3-5 kat daha büyük mü?
Ø Bağırsaklarda aşırı derecede gaz veya kan oturmaları mevcut
mu?
Yukarıdaki sorulardan herhangi birine evet denmesi
durumunda kurbanın derisi dahil bütün kısımları serin bir yerde
muhafazaya alınıp en yakın veteriner hekime başvurulmalıdır. Et
veteriner hekimin muayene sonucu vereceği karara göre
değerlendirilmelidir.
Hayvanların kesilmeden önce muayenesi etlerin insan
gıdası olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceklerini
saptamak amacıyla yapılır. Bazı hastalıkları tanımlayabilmek
ancak hayvan canlı iken gösterdikleri topallık, felç,
belirli vücut hareketleri ve durumları veya genel
durumlarında görülen değişiklikler ile belirlenebilir. Kurbanlık
hayvan satın alırken hayvanın genel durumu ve genel görünüşü iyice
gözden geçirilmelidir. Çünkü çeşitli hayvan hastalıkları ette fazla
değişiklik yapmadıkları halde, canlı hayvanda klinik belirtilerle
daha kolay teşhis edilirler.
Kesim öncesi muayene hayvan ayakta dururken , hareket
halindeyken ve sakinken yapılmalıdır. şu noktalara dikkat
edilmelidir:
Ø Eğer hayvanda yüksek ateş, iştahsızlık, öksürük, nefes
güçlüğü, yutmada zorluk,ağız burun akıntısı, kısmı veya genel felç,
vücutta şişlikler, cinsiyet organları ve memede kötü kokulu
akıntılar varsa hastalıktan şüphe edilmelidir. Bu ve benzeri
durumlarda böyle hayvanlar satın alınmamalı veya kesin karar
veteriner hekim kontrolünden sonra verilmelidir.
Ø Hayvan nevileri ve davranışları , hasta ve hasta
olduklarından şüphelenilen hayvanların yaşına dikkat
edilmelidir. Ayrıca aşağıdaki konulara da azami dikkat
edilmelidir.
Ø Ayakta durma ve hareket tarzına,
Ø Beslenme durumuna
Ø Çevreye uyumuna,
Ø Hayvanların postunun, kılının ve yününün durumuna,
Ø Sindirim sistemine (salgı çıkarmasına, geviş
getirmesine, dışkının kıvamına ve rengine )
Ø Ürogenital sisteme, vulva ve meme bezlerine,
Ø Solunum sistemine (burun salgısına, solunum durumuna ),
Ø Yara, şişlik veya ödemlere,
Ø Vücut hareketine,
Ø Kanın bulaşmasına,
Ø Belirli hastalıkların ve semptomların farklı tip
hayvanların farklı uzuvlarında, organlarında gözükmesine
Ayakta yapılan muayene ve kontrollerde;
Sığır tüberkülozu Sığır vebası, şarbon, Sığır brusellozu
yanıkara, şap, kuduz, ateşli hastalıklar ve danalarda dizanteri,
Uyuz, kuduz, Mavi dil, Koyun ve keçi vebası (PPR) Koyun ve keçi
brucellozu, Veziküler stomatitis (Bulaşıcı stomatitis)
aranır.
Kurbanlık Hayvanın;
Ø Bir veya iki gözü kör,
Ø Kulakları kopuk,
Ø Bir veya iki boynuzu kökünden kırık,
Ø Kuyruğunun yarısı kopmuş veya doğuştan kuyruksuz,
Ø Dişlerinin çoğu dökük,
Ø Meme başları kopuk,
Ø Yürüyemeyecek kadar topallığı, olmamalıdır.
Genel sağlık açısından kurban edilecek hayvan;
Ø Durgun ve halsiz,
Ø Aşırı öksürük ve aksırıklı olmamalı,
Ø Gözleri, derisi ve kılları parlak ve canlı olmalı,
Ø Göz, ağız ve burnunda akıntı, olmamalıdır.
Kurbanlık hayvan aşırı zayıf ve gebe olmamalıdır.
Bu işler tecrübe sahibi veya kursa tabi tutulmuş kişilerce
yapılmalıdır. Bu kişiler; temiz giyimli olmalı, hayvanlara
yaklaşmayı ve onları tutmayı bilmeli, hayvanlara eziyet etmeden ve
keskin bir bıçakla en seri biçimde kesme işlemini
gerçekleştirmelidirler. Ayrıca bu işlerde görev alacak kişilerin
sağlık kontrolleri Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmalıdır. Bu
kişiler, insanlara veya hayvanlara bulaşabilecek her hangi bir
hastalık taşımamalıdırlar.
Kesim ve kan akıtma nasıl yapılmalıdır?
Hayvan strese sokulmadan ve uygun bir yöntemle yatırılıp tam olarak
kontrol altına alındıktan sonra, maksimum 30 saniye içinde boynun
her iki yanındaki atardamar ve toplardamar kesilerek kesim işlemi
yapılmalıdır. Kontrol altına alınma ile kesim ve kanatma arasında
geçecek süre önemlidir. Hayvanlarda bu işlem gecikirse kanatmanın
kalitesi düşer. Ayrıca hayvanın boğazlanması tamamlandıktan sonra
arka bacağından tespit edilerek yüksekçe bir yere (Boynun kesilmiş
olan kısmı yere değmeyecek şekilde) asılması kanatmanın yeterli
miktarda sağlanması açısından oldukça önemlidir. Ancak bu uygulama
evinin arka bahçesinde kurbanlık sığırını kesmek isteyecek
vatandaşlarımız açısından pek mümkün olmadığından, kurbanlık
sığırların en yakın geçici kesim yerlerinde kestirilmesi tavsiye
edilir. Bu uygulama küçükbaş hayvanlar için mümkün olmakla birlikte
küçükbaş hayvanların da belirlenen geçici kesim yerleri; gövdenin
ve iç organların veteriner hekim tarafından muayene ve
kontrolünü, kesim ve yüzmenin ehil kasaplar tarafından yapılarak
deri kayıp ve hasarının en aza indirilmesini ve oluşacak atık ve
artıkların çevre kirliliğine yol açmayacak tarzda imha imkanları
sağladığından daha uygun olacaktır. Yeterli miktarda kan akıtılmaz
ise vücutta kalacak kan miktarına bağlı olarak ette ve iç organlarda
mikroplardan kaynaklanan bozulmaya neden olacak değişiklikler ile
birlikte kasların ete dönüşümü de yetersiz olacaktır. Bu ise etin
görünüş ve lezzeti ile dayanma süresini ve dolayısıyla insan
sağlığını olumsuz yönde etkileyecektir.
Yüzme
işlemi nasıl yapılmalıdır?
Ülkemizde kasaplık hayvanların deri yüzme işlemi çoğunlukla bıçakla
yapılmaktadır. Bıçakla yapılan deri yüzme işlemleriyle deride her
zaman için bıçak yarası oluşması, kesim veriminin düşmesi ve etin
yüzüm işlemleri esnasında mikroplarla bulaşma riski vardır. Bu
nedenle de kesimlerin Tarım ve Köyişleri Bakanlığından ruhsat
alınmış kombina ve mezbahalarda veya bu mümkün değilse geçici kesim
yerlerinde yapılması ciddi sağlık problemlerinin çıkmaması açısından
önemlidir.
Bu nedenle hayvanların asılı halde yüzülmeleri, yüzme işleminin
ehil kasaplar tarafından yapılması ve daha iyisi yukarıda da
belirtildiği üzere kesim ve yüzüm işlemlerinin geçici kesim
yerlerinde yaptırılması uygun olacaktır.
Hayvan kesildikten sonraki işlemler aşağıdaki sıralamaya göre
yapılmalıdır;
1. İşlem; Başın ayrılması,
2. İşlem; Ön ayakların yüzülmesi ve kesilmesi,
3. İşlem; Arka ayakların yüzülmesi ve kesilmesi,
4. İşlem;Gövdenin yüzülmesidir.
Burada öncelikle baş gövdeden ayrılır,dil gevşetilerek baş üzerinde
kalacak şekilde bırakılır. Ön ayaklar alındıktan ve arka ayakların
da yüzülmesinden sonra karın bölgesi derisi yüzülür ve sırt
bölgesine gelindiğinde derinin uygun bir açıda el ve bıçak
kullanılarak gövdeden ayrılması sağlanarak yüzüm işlemi tamamlanmış
olur.
Küçükbaş hayvanların yüzümü sırasında, yüzme bıçağının ancak
gerektiği yerlerde ve zaruri hallerde kullanılması, bunun dışında,
yumruk, baş parmak ve el ayası ile yüzümü, gerek zaman kazanma
bakımından ve gerekse gövdenin güzel görünümü ve derinin hasarsız
olması ve daha az et firesi verdirmesi bakımından tercih
edilmelidir.
Kuzu, oğlak veya genç küçükbaş hayvanların, arka bacakları ve
kuyruğu normal yüzümde olduğu gibi yüzüldükten sonra deri, başka bir
yüzüm çizgisi yapılmadan, nadiren bıçak kullanılarak, yumruk ve
kıvrılmış parmaklar yardımıyla ayrılır. Tulum çıkarılırken derinin
delinmemesine, yırtılmamasına, üzerinde et ve yağ bırakılmamasına
dikkat edilmelidir
a) Kesim yeri zemininde kesinlikle toz,serbest halde pislik ve dışkı
gibi şeyler bulunmamalıdır. Bunun için deri,kuyruk altı ve bulaşık
bölgeler, kan akıtılmasından sonra iyice yıkanmalıdır,
b) Hiçbir aşamada derinin dış yüzü et ile temas etmemelidir,
c) Sindirim kanalının çıkarılması sırasında et ve temiz sakatat
üzerine kesinlikle içerik dökülmemesine dikkat etmek gerekir. Yemek
borusunun ve göden bağırsağının (rektumun) bağlanması veya kesimden
12 saat öncesinden aç bırakma işlemine başvurulabilir.
d) Gıda olarak tüketilebilen ürünler;boynuz,deri kuyruk gibi
tüketilmeyen ürünlerden ilk fırsatta tam olarak ayrılmalıdır,
e) Cinsiyet organları (Kamış, Yumurtalıklar, rahim, meme vb.) ve
İşkembe - bağırsakların temiz sakatattan (Karaciğer, Akciğerler,
kalp, böbrekler, dalak vb.) ayrı tutulması ve uygun bir şekilde
uzaklaştırılması gereklidir,
g) İşkembe ve bağırsaklar açılmamalıdır. Kesim yeri zeminine işkembe
ve bağırsak içeriği kesinlikle dökülmemelidir.
h) Baş,burun delikleri de dahil iyice yıkanmalıdır. Dil,beyin ve
yanak eti temizdir ve tüketilmeyen kısımlarla karışık
tutulmamalıdır,
i) Yüzme işlemini müteakip, gövdenin iç ve dış yüzü, var ise toz,
kan, işkembe bağırsak içeriği ve diğer kirleri uzaklaştırmak için
ihtiyaç miktarı kadar su kullanılarak yıkanmalıdır,
j) Kesimi müteakip karkas dinlendirilmelidir,
k) Yıkamadan sonra gövdenin silinmesinde kesinlikle bez
kullanılmamalıdır, bu iş için lüzumu halinde kağıt havlular
kullanılabilir.
m) Kesimi yapan kişilerin sigara içmemesi, kesim yeri zeminine
tükürmemesi gerekir.
Kasaplık bir hayvanın derisi yüzüldükten ,başı gövdesinden
ayrıldıktan sonra karın ve göğüs boşluğu açılarak sindirim, solunum,
üreme ve idrarı şekillendiren ve uzaklaştıran organlar çıkarılır.
Böbrek yatağı yağları ise isteğe göre bırakılır veya alınır. İç
organların çıkarılması esnasında işkembe ve bağırsak içeriğinin
ortama dökülmemesi için göden(rektum) ve yemek borusu bağlanmalıdır.
Çıkarılan işkembe ve bağırsaklar kesim yerinde boşaltılmamalıdır.
Kesim sırası şu şekildedir: Baş gövdeden ayrıldıktan sonra iç organ
bağlantıları kesilerek organların gövdeden ayrılması
gerçekleştirilir Önce karın içi organları, sonra göğüs içi organları
,kuyruk ,yenilebilen yağlar çıkarılır daha sonra gövde gerekirse
yıkanır. Yıkama görünebilir kirleri temizlemekle birlikte mikropları
bertaraf edememektedir. Mide ve Bağırsak içeriği görünebilir bir
şekilde karkasa bulaşmışsa, kan pıhtısı veya fazla miktarda kir var
ise
gövde makul ölçüde yıkanmalıdır. Bunun dışında mümkün olduğunca
gövdeyi yıkamaktan kaçınılmalıdır.
Bir hayvanın iç organları kanatmadan sonra en geç 30 dakika içinde
çıkarılması gereklidir. İç organların çıkarılması geciktirilirse
işkembe ve bağırsak gazlarının kokusu ete geçebilir ve ayrıca
İşkembe ve bağırsakta bulunan mikropların etkisi ile etin ısısı
yükselebilir ve dolayısıyla etin rengi solar ve sulu bir hal alır.
Bu ise etin dayanma süresini azaltır. Ayrıca İşkembe bağırsaklarda
bulunan mikroplar ete geçerek onun bozulmasını kolaylaştırır.
Gövdeye bulaşan pisliği uzaklaştırmada kesinlikle bıçak
kullanılmamalıdır.
Yenilmeyen iç organlar usulüne uygun bir şekilde imha edilmelidir.
Kesim ve yüzme işlemini takiben karkas ve iç organlar veteriner
hekime muayene ettirilmelidir. Böylelikle canlı muayene sırasında
gözden kaçan kist hidatid, şarbon, sarılık, sistiserkoz ve
sarkosporidoz gibi hayvanlardan insanlara geçen(zoonoz)
hastalıkların teşhisi yapılabilir.
Kasaplık hayvanlar birçok
hastalığın kaynağı olabilir ve bu hastalıkları insanlara
bulaştırabilirler. Hayvanlardan insanlara geçen bu hastalıkların
kurban bayramlarında görülme sıklığı yaklaşık %30 oranında
artmaktadır. Türkiye ve pek çok komşu ülkede bruselloz, kist hidatid,
sistiserkoz, sarkoplazmoz, verem, toksoplazmoz, şarbon gibi
hastalıklar günümüzde hala görülmekte ve önemli bir halk sağlığı
sorunu oluşturmaya devam etmektedirler. Bu hastalıklardan ileri
gelebilecek tehlikenin azaltılması veya önlenmesi için öncelikle
hastalıkların hayvanlarda kontrol altına alınması gerekir. Buna
ilave olarak kasaplık hayvanların asgari teknik ve sağlık şartlarına
sahip kesim yerlerinde kesilmesi ve tüketiciye sağlıklı bir şekilde
ulaştırılması gerekir.
Kasaplık hayvanlarda görülen ve insanlara bulaşabilen
hastalıklardan bazıları aşağıda kısaca açıklanmıştır.
Tüberküloz bütün evcil ve yabani hayvanlarda görülür. Mycobacterium
bovis sığırlarda tüberküloz hastalığının etkenidir ve enfekte
sığırlardan insanlara bulaşabilir. Hastalık tüberkülozlu hayvanların
çiğ sütlerinin içilmesi ile veya tüberkülozlu etlerin ve organların
yenmesi ile insanlara bulaşır. Ancak tüberkülozlu hayvanların
muayenesinde etlerde, farklı organ ve lenf yumrularında meydana
gelen ve tüberkül olarak adlandırılan tipik değişikliklerle
tüberküloz teşhis edilebilir. Bu durumda tüketilmesi
engellenmelidir. Özellikle yaygın tüberküloz lezyonları varsa çok
dikkatli olunmalı, etraftaki insanların sağlığı tehlikeye
atılmamalıdır.
Hastalığın etkenleri Brucella abortus bovis, B.suis ve B.melitensis’
tir. İnsan ve hayvanlarda bruselloza neden olurlar. İnsanlarda
enfeksiyon hasta hayvanlar ve etleriyle temasta el ve konjuktiva
ile, hastalıklı süt ve süt ürünlerinin tüketimi ile, fetal
atıklardan solunum yoluyla meydana gelir. Hastalık düzensizlik
gösteren ve nüksetme eğilimli bir ateş ile karakteristiktir. Bunun
yanı sıra terleme, ağrı, eklemlerin şişmesi, bazen cinsel organlarda
hastalık tabloları ile seyredebilir. Kasaplık hayvanların kesim ve
parçalanması sırasında hastalıklı memeler karkas ve organları
bulaştırırlar. Etken etlerde haftalar hatta aylarca canlı kalır.
Tuzlanmış ve salamura edilmiş etlerde 150 gün canlılığını korur.
İnsanlar için tehlike sadece temas yoluyla değil, aynı zamanda kan
emen sinekler ve böcekler vasıtasıyla da oluşur. Özellikle hayvanda
enfeksiyon akut devrede ise ve ateş varsa bakteriler kanda da
bulunabilir ve insanlara bulaşabilir. Böyle hayvanlar kesilmemeli,
bir Veteriner Hekim’e danışılmalıdır.
Hastalığın etkeni Bacillus antracis’tir. Antraks oldukça tehlikeli
bir zoonozdur ve hastalık insanlara hasta hayvanlardan temas yolu
ile bulaşır. Bu nedenle hasta hayvanların derilerini yüzen ve
işleyen kasaplar veya işçiler hastalığı kendilerine ve etrafa
bulaştırırlar. Hasta hayvanların etlerini tüketen insanlarda ise
bağırsak antraksı oluşur ve çoğu zaman ölümle sonuçlanır. Antraktsa
kanın pıhtılaşmadığı ve siyahımsı kırmızıya kadar koyu renkte olduğu
dikkati çeker. Özellikle sığırlarda dalak normal büyüklüğünün birkaç
misli büyümüştür. Dalağın pulpası siyaha yakın renkte ve kolayca
ufalanabilen kıvamdadır. Trachea ve bronşlar kanlı ve köpüklü bir
sıvı ile doludur. Kalp, karaciğer ve böbrekler kırmızı, şişkin ve
gevrektir.Koyunlardaki belirtiler sığırlara benzemekle birlikte
dalak büyümesine her zaman rastlanmayabilir. Bu hastalık hızlı
geliştiği için hayvan henüz kesilmeden, kurban öncesi bekletme
döneminde dahi belirtiler görülebilir. Kesim öncesinde şüpheye
düşüldüğünde veya kesim esnasında tipik belirtiler görüldüğünde
kesimin hemen durdurularak Veteriner Hekime danışılması ve antraks
olduğu kesinse imha edilmesi yoluna gidilmelidir.
Farklı tenya cinsleri
tarafından oluşturulabilir ve buna göre özel isimler de verilebilir.
En yaygın ve sığır etleriyle ilişkili tipi Taenia saginata’dır.
Abdestbozan seridi olarak da bilinir. Erişkin şekli insanların ince
bağırsaklarında, larva şekli olan Cysticercus bovis (Sistiserkus
bovis) sığır iskelet kasları ile dil, yutak, çene, kalp ve diyafram
kaslarında yaşar. Bulaşma, larvaları içeren kistli etlerin insanlar
tarafından yenmesi ile gerçekleşir. Bağırsaklarda gelişen erişkin
parazit, 25-30 sene kadar burada kalabilir, boyu 6 metreye kadar
çıkabilir. Etkenin alımından 8-10 hafta kadar sonra parazitin
100.000 kadar yumurta içeren halkaları dışkı ile atılır. Bu
yumurtalar sığırlar tarafından alınırsa, bunların çizgili kaslarında
sistiserk formu oluşur. Enfekte kişilerde iştah bozukluğu, karında
şişme ve ağrı, bulantı, kusma, kabızlık ve ishal gibi bozukluklar
şekillenebilir. İyi beslenen bir insanın bağırsağında 1 adet şeridin
bulunması durumunda hiçbir belirti görülmeyebilir.
Halk arasında “köpek hastalığı”, “kıl hastalığı”,“köpek kisti”
veya “su kesesi” gibi isimlerle bilinen hidatidoz kontrolsüz hayvan
kesimlerinin fazla olduğu ülkemizde de oldukça yaygın olan ve
üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir halk sağlığı
sorunudur. Erişkin şekli köpek, kurt, çakal gibi etcil hayvanların
ince bağırsaklarında yaşar ve adı Echinococcus granulosus’tur. Bu
şeridin larva formu koyun, keçi, sığır başta olmak üzere birçok
memeli hayvan ve insanlarda gelişir ve hidatid kist’leri yapar.
Enfekte köpeklerin dışkısı ile atılan içi yumurta dolu halkaların
dış etkenlerle parçalanması sonucu yumurtalar çevreye yayılarak su
ve gıda maddelerine bulaşırlar. İnsanlar ve hayvanlar gözle
görülemeyecek kadar küçük olan bu parazit yumurtalarını, bulaşık su
ve maddeleriyle gıda (sebze, meyve gibi) veya yumurtalarla bulaşık
ellerin yıkanmadan ağza götürülmesiyle alarak enfekte olurlar.
Alınan bu yumurtalar, insan ve hayvanların ince bağırsaklarındaki
enzimlerin etkisiyle parçalanır ve içerisindeki larvalar serbest
kalır. Serbest kalan larvalar kan yoluyla karaciğer ve akciğer başta
olmak üzere beyin, kalp, böbrek gibi birçok organa giderek yerleşir
ve bu organlarda hidatid kist’leri oluştururlar. Bu kistlerin
boyutları fındıktan çocuk başı büyüklüğüne kadar
değişebilir. Eğer bu kistli organlar köpekler tarafından yenilirse
çiğneme ve sindirim esnasında kistler parçalanır ve içlerindeki
larvaların her biri köpeğin ince bağırsağında erişkin şerit haline
dönüşür. 
Enfekte insanlarda kistin bulunduğu organa bağlı olarak karın
ağrısı, bulantı, kusma, sarılık, solunum güçlüğü, öksürük, baş
ağrısı, işitme, görme, algılama ve koordinasyon bozukluğu gibi
belirtiler görülebilir. Ayrıca bazen vurma, çarpma, düşme gibi
durumlarda kistlerin patlaması sonucu anaflaktik şok oluşabilir ve
ölümlere neden olabilir. Çok büyük ekonomik kayıplara neden olan bu
hastalığın hayvanlarda tedavisi mümkün değildir. İnsanlarda ise
kistlerin ameliyatla çıkarılması veya ilaçla küçültülmesi mümkün
olmakla beraber tedavi çok güç ve risklidir. Ayrıca hastalıktan
dolayı ameliyat geçiren bireylerde tam iyileşme sağlanamamakta, bu
kişiler sürekli nüks korkusuyla yaşamaktadır.
Diğer birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi en uygun çözüm yolu
insan ve hayvanların bu hastalıktan korunmasıdır. Bu hastalıkla
mücadele 2 şekilde yapılabilir.
1.
Erişkin parazite karşı
yapılacak mücadele; hastalığın bulaşmasında en önemli kaynak
köpekler olduğundan sahipli ve sahipsiz bütün köpekler ikişer ay ara
ile etkili bir antelmentikle tedavi edilmeli ve tedavi sonrası 2-3
gün dışkılar toplanarak yakılmalıdır. 2.
Köpeklerin bu parazit ile enfekte olması engellenmelidir (Kistli
organların köpekler tarafından yenilmesi engellenmelidir).
Bu amaçla özellikle Kurban Bayramlarında kurban kesen herkes
kestikleri hayvanların iç organlarını kontrol etmeli, eğer içi sıvı
dolu beyaz keseler var ise bunları imha ederek köpekler tarafından
yenmesi engellenmelidir. Bu amaçla kistli organlar derin bir kap
içerisinde toplanmalı ve üzerine yanıcı bir madde (benzin, mazot)
dökülerek yakılmalı ve veya 2-3 metre derinliğinde çukurlar kazılıp
üzerine sönmemiş kireç döktükten sonra köpeklerin çıkaramayacağı
şekilde gömülmelidir. Kesinlikle çöpe atılmamalıdır.
|
|
Kurban etleri, parçalar halinde temiz kaplara konulmalı ve önce
güneş görmeyen serin bir yerde (14 Co nin altında
olmamasına dikkat edilmeli ) hava alması sağlanarak kesim
sıcaklığının oda ısısına düşmesi beklenmeli (5-6 saati geçmemeli)
daha sonra buzdolabına kaldırılmalıdır. Kurbanlık etler henüz kesim
sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya hava alamayacak bir
durumda büyük parçalar halinde üst üste konulursa, buzdolabı ısısı
etin iç kısımlarını soğutmaya yetmez. Bu nedenle etin hava almayan
kısımlarında çok kısa sürede (2.gün) bozulma ve kokuşma hatta
yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli
atılmalıdır. Kurbanlık etin dayanma süresi, kesim kalitesine ve et
parçasının büyüklüğüne göre değişmekle beraber normal buzdolabı
koşularında 5 veya 6 gündür. Bu süre kıymada genellikle 3 gündür.
Eğer daha uzun süreli muhafaza düşünülüyorsa etler derin dondurucuda
-18 derecede muhafaza edilmelidir.
Kesim sonrası taze ette görülen ilk değişim ölüm sertliğidir.
Kesimden sonra ortam sıcaklığına bağlı olarak genellikle ilk 15
dakika içinde başlar ve bütün kaslar kasılarak eklemler bükülmez bir
hal alır. Ölüm sertliği halinde et, taze olmasına rağmen kendine
özgü lastik kıvamlı, kuru ve aromasızdır. Böyle etler gevrek
değildir ve pişirildiklerinde lezzet vermezler. Etin bir dizi
enzimatik reaksiyonlar geçirerek sertliğinin çözülmesi ve
tüketicinin arzu ettiği gevreklik, aroma ve lezzeti kazanması,
olgunlaşma olarak ifade edilmektedir. Etler henüz kesim sıcaklığında
iken buzdolabına veya 10 Co nin altında bir ortamda
tutulursa soğuk kasılması denilen olay meydana gelir. Düzensiz
kasılmalar nedeni ile et tam bir olgunlaşma devresi geçiremediğinden
sert yapı ve lezzet kaybı görülür.
Yılda
yaklaşık 25 milyon hayvan kesilen ülkemizde, dericilik sanayi de
oldukça gelişmiştir. Deri, son yıllarda ülkemizde ve dünyada,
sürekli olarak değer kazanmaktadır.
Kurban bayramında, yaklaşık 2-2,5 milyon
büyük ve küçükbaş hayvanın kesildiği ve derinin ekonomik değeri
dikkate alındığında, hasarlı, kesik şekilde yüzülen deriden ciddi
ekonomik kaybının olacağı açıktır.
Özellikle kurban bayramında yapılan
kesimler çok fazla olduğundan ve genellikle kesimin ehliyetsiz
kişilerce gerçekleştirilmesi nedeniyle zararlar daha da artmaktadır.
Derilerde oluşan ekonomik kayıplardan birisi de koruma hatalarıdır.
Bu hatalar, çoğunlukla, kurban sahibi, deri toplayan kurumlar ve
deri tüccarları arasında organizasyonun iyi sağlanamamasından ileri
gelmektedir. Bayramda kurban kesiminin özellikle ilk günde
yoğunlaşması ve kurban sahibinin deriye yeterli önem vermemesi
kayıpların daha da artmasına yol açmaktadır.
Derinin tamamından yararlanılabilmesi için
kesiksiz olması gerekir. Çünkü, kösele yapımında ve dericilik
sanayiinde, derinin ipliklerden oluşan katman kullanılır. Bu nedenle
yüzüm esnasında derinin et yüzündeki yağ tabakalarının ve et
parçalarının kalmaması ve bu ipliksel tabakanın korunması çok
önemlidir. Çünkü tabaklanma sırasında deride oluşan bıçak yaraları
belirginleşerek, bu bölgeler işe yaramaz hale gelir.
Yorgun hayvanlar dinlendirilmeli ve hayvan
kesim öncesinde en az 12 saat aç bırakılmalıdır. Aksi halde, derinin
yüzülmesi zorlaşır ve kalitesi düşer. Kesim mümkün olduğunca kafaya
yakın bölgeden yapılmalı, kesim işi bir defada ve normal derinlikte
yapılmalıdır. Kanın tam olarak akması için hayvanın çırpınabilmesi
sağlanmalıdır. Bu amaçla yerde kesilen hayvanların bir ön bacağı
serbest bırakılmalıdır.
Büyükbaş hayvanların yüzülmesi yerde
veya asılarak yapılabilir. Yerde yüzmede deri gırtlaktan başlayacak
ve kuyruk dibine uzayacak şekilde yarılır. Bacaklar, göğüs bölgesi
derisi gövdeden ayrılır. Omuz bölgesinin yüzülmesinde kısmen bıçak,
kısmen de çekmeyle yüzüm yapılır. Kaburgalar bölgesinin yüzülmesi
sırasında da özenli davranılmalıdır. Zira bölge derisi de oldukça
zor ayrılır.
Yüzme işleminde sivri uçlu bıçaklar
kesinlikle kullanılmamalıdır. Uçları küt, yuvarlak kavisli bıçaklar
kullanılmalı; bıçak hareketleri uzun mesafeli olmalıdır. Her bıçak
darbesinde en az 10 cmlik bir deri yüzülmelidir. Aksi takdirde balık
sırtı görünümü alır.
Kafa derisinin yüzülmesi sırasında bu
bölge derisinin gövde derisinin devamı şeklinde çıkarılması çok
önemlidir. Bunun için baş derisi gövdeden tamamen ayrılmamalıdır.
Yüzme hattı yarığı kafa derisinde çene altında değil de, boynuz
dibinden göz hizasına ve göz hizasını takip ederek burun deliğine
doğru yapılmalıdır. Bu sayede kafa derisi üstten yarılacağından,
asıl değerli olan çene altı bölgesi korunmuş olur.
Büyükbaş hayvanların asılarak yapılan
yüzmede hayvan arka bacak kirişlerinden asılır. Önce kuyruk derisi
yüzülür ve kuyruktan ayrılır. Daha sonra ayaklardan butlara doğru
yüzmeye devam edilir. Kuyruk kısmına ulaşıldığında, kuyruk derisi
elle tutulup sırttan aşağı, bel hizasına çekilir. Gövde bu sırada
biraz daha yukarı kaldırılır ve yüzücü bu defa deriyi boyun kısmına
kadar çeker ve buradan çıkarır. Böylece çok kıymetli olan sırt
derisi bıçak hatalarından korunmuş olur.
Koyunlarda ise yüzmeden önce
hayvanın ön ayaklarından birinin bilek tarafında, iç yüzeyine açılan
küçük bir delikten verilen havayla şişirme yapılmalıdır. Bacaklar,
kuyruk çevresi ve göğüs kemiği bölgelerinde bıçak kullanılır; ancak
buralardan itibaren deri elle tutulup, diğer el yumruk yapılarak,
yüzüm işlemi sürdürülmelidir. Bu işlemler esnasında yün ve kıllar
kanla bulaştırılmamalıdır.
Tulum çıkarma yöntemi, koyunların
yüzülmesinde tercih edilmesi gereken bir yüzme tekniğidir. Bu
yöntemde şişirme, bol havayla ve mükemmel bir şekilde yapılmalıdır.
Bu işlemden sonra, önce arka ayak derileri butlara kadar hayvan
yerdeyken yüzülür. Daha sonra asılarak kalan bölümler sadece
yumrukla ayrılır. Bu derilerde bıçak yarası ve kesik gibi hatalar
olmadığından en kaliteli deriler olarak kabul edilirler.
Deri yüzüldükten sonra dayanıklılığını
kaybeder. Gerekli koruyucu tedbirler alınmaz ise mikroorganizma
faaliyetleri hızla başlar. Derinin yapısı bozulmaya başlar, deri
dayanıklılığını kaybeder. Böyle derilerden gereği gibi yararlanmak
mümkün olmaz. Bu nedenle hayvan kesilip yüzüldükten sonra derileri
iyi korumak gerekir. En önemlisi kokuşmayı önlemek için bir takım
tedbirleri almak gerekir. Bu konuda sırasıyla şu işlemler
yapılmalıdır:
-
Koyun derilerinin iyi yüzülebilmesi için havayla çok iyi
şişirilmesi gerekir.
-
Yüzülürken derinin hasar görmemesi için yüzme işlemi mutlaka
küt ve yuvarlak uçlu bıçaklarla yapılmalıdır.Çok sivri bıçak
kullanılmaması gerekir.
-
Yüzülen derilerin üzerinde fazla et ve yağ parçaları bırakmamak
gerekir. Kuyruktaki yağlı, etli , kemikli kısımlar kesilip
atılmalıdır.
-
Yüzüm işlemleri sırasında deriye kan bulaştırmamaya dikkat
edilmelidir. Eğer kan ve gübre gibi pislikler varsa bunlar
temizlenmelidir.
-
Koyun, keçi gibi yünlü yapağılı deriler yıkanmaz, kurutulmaları
zordur. Yünler arasında ısı meydana gelir, kızışma olur, bu da
deriyi bozar.
-
Derileri hemen tuzlamak doğru değildir. Deri tuzlanmadan önce
soğuması ve sularının süzülmesi için mutlaka 1-2 saat
bekletilmelidir. Ancak bu süre 6 saati geçirilmemelidir.
-
Derinin iç yüzünün tamamını kaplayacak şekilde tuz serpilmelidir.
-
Deri muhafazasında tuzun nem çekici özelliğinden yararlanılır.
Bu amaçla kullanılacak tuz taneli olmalı, tane büyüklükleri bulgur
iriliğini geçmemelidir. En ideal tuz, kuş gözü tabir edilen
irilikteki taneleri olanlardır. Tuz temiz olmalı ve kaya tuzu
tercih edilmelidir.
-
Bir koyun derisini tuzlamak için 2, sığır derisine de en az 5
kilo tuz kullanılmalıdır. Tuz dışındaki maddeler, derinin daha
çabuk bozulmasına neden olur.
Tuzlanmış deriler, ilgili kişi ve
kuruluşlara verilinceye kadar rutubetsiz, havadar ve serin bir yerde
muhafaza edilmelidir.
Tuzlama için deri, et yüzü üste gelecek
şekilde gölgelik, hafif meyilli bir yere serilir. Bir saat kadar
beklenerek soğuması ve kanlı ve pis suların akması sağlanır. Daha
sonra kuru tuz serpilir. Her deri için en az ağırlığının yarısı
kadar tuz kullanılmalıdır. Diğer bir ifadeyle, derinin et yüzü
görünmeyecek şekilde tuzla örtülmelidir.
Depolama esnasında ise tuzlanan deriler, et yüzleri üste gelecek
şekilde üst üste yığılabilirler. Bu istifleme şeklinde, oluşan yığın
yüksekliği bir metreyi aşmamalıdır. Bu şekilde iki gün bırakılan
derilerin tuzlarını alıp, salamura olmaları sağlanır. Sıcak ve nemli
olmayan depolarda 1-2 ay bekletilebilirler. Bozulmalarından şüphe
edilmesi durumunda, deriler açılır, tuzları giderilir ve yeniden
tuzlanırlar. İstifleme sırasında derilerin katlanmamalarına ve
kıvrılmamalarına özen gösterilmelidir.
|